Annenini Eşine Verdiği Mektup Yıllardır Gizemini Korudu – 11 Yıl Sonra Annesi Ölünce Eşi Gerçeği Açıkladı

Soğuk algınlığı gibi basit bir hastalık ya da kanser gibi ölümcül bir hastalığa yakalandıysanız belirtilerini herkes görür.

Ancak akıl hastalıklarını tespit etmek zordur. Çeşitli faktörlerden dolayı giderek artan anksiyete rahatsızlığını gözle görmek zordur.

Dünya Sağlık Örgütü’nün istatistiklerine göre dünya popülasyonunun %40’ında depresyon ve anksiyete görülüyormuş.

Kaygı bozukluğu olarak da bilinen anksiyete sahibi kişiler bunu sır olarak saklarlar. Birilerine derdini anlattıklarında ise, o kişi dünyalarının merkezi haline gelir.

Nikki Pennington için o kişi annesiydi.

Nikki’nin hikâyesinden herkesin haberdar olması ve ders çıkarması gerekiyor. Umarız ki sonuna kadar okursunuz.

İşte Nikki’nin Facebook gönderisi:

“Kendimi bildim bileli anksiyete ile mücadele ediyorum. Anksiyetesiz bir günüm geçtiğini bile hatırlamıyorum.

Anksiyeteye sahipseniz yanınızda birisi olması çok önemlidir.

Benim için o kişi annemdi. Neyi ne zaman söyleyeceğini çok iyi bilirdi. Düşüncelerimden kurtulup realiteye dönmemi sağlardı. Sözleri beni rahatlatırdı ve daha güçlü hissetmemi sağlardı. Her zaman yanımda olmasını isterdim. Ancak bu imkansızdı.

Evlendikten sonra kaygı bozukluklarım tavan yapınca “Annemi aramalıyım” dedim.

Eşim, “Benimle de konuşabilirsiniz. Benimle konuşmayı da bir dene” dedi.

Ben de eşimle konuşmaya karar verdim. Tıpkı annem gibi beni rahatlattı.

Annemi daha az aramaya başladım. Nedenini bir kez olsun sormadı.

Nedeni ise annem gibi annelerin sayısının çok az olmadı.

Annem öldüğü gün eşimi aradım. ‘Artık o yok. Tek kelimesiyle bütün endişelerimi ve korkumu geçiren kişi artık yok. Beni koşulsuz seven ve en iyi tanıyan kişi artık hayatımda yok’ dedim.

Sonra annem hakkında bir şeyler anlatmaya başladı. Yaşıyorken benim bilmemi istememiş.

Aşağıdaki fotoğraf nikahımızdan. Eşimin elindeki kağıdı ona annem vermiş.

Mektupta, anksiyetem artınca bana nasıl davranması gerektiği yazıyormuş.

Adım 1: Dinle.

Adım 2: Biraz daha dinle.

Adım 3: Sorunu çözmeye çalışma.

Adım 4: Anladığını söyle.

Adım 5: Her şeyi kendisi çözene kadar dinlemeye devam et. Sorununu ondan başkası çözemez.

Şimdi bunları okuyamıyor olsa da sorunumun çözümünü çok önceden bulmuş.

Annem, beni dinlemek istemediği için değil ileride ölünce eşimin onun yerini alabilmesi için neden daha az aradığımı sormamış.

Eşim ileride onun yerini alabilsin diye hayattayken benden vazgeçmiş.

Senin yerini kimse alamayacak anne. Seni çok seviyorum!”

Anksiyete ile mücadele eden kişilerin okuması için paylaşın.