Çamaşırlarınızı Beyazlatacak 5 Doğal ve Basit Hile

Devamını Oku…

Bugün, klor kullanmadan çamaşırlarınızı beyazlatmaya yardımcı olacak bazı doğal hileleri sizinle paylaşıyor olacağız. Bu malzemelerin kullanımları oldukça kolay ve kokuları ve lekeleri yok edecektir.

Karbonat:

Karbonat, kıyafetleriniz deki lekelerden kurtulmanıza ve onları tekrar inci beyazı yapmanıza yardımcı olacak ucuz ve güçlü bir çözümdür. Yarın bardak karbonatı deterjanınıza ekleyin ve her zamanki olduğu gibi kıyafetlerinizi makinede yıkayın. Daha inatçı lekeler için karbonat tozunu biraz limon suyu ile birlikte doğrudan lekenin üzerine uygulayın.

Hidrojen Peroksit:
Hidrojen peroksit, neredeyse her türlü leke için harikalar yaratan güçlü bir doğal beyazlatıcı üründür. Yarım bardak %3 oranındaki hidrojen peroksidi en sevdiğiniz deterjana ekleyin ve ardından kıyafeti beyazlatması ve lekelerden kurtulmanız için karışımı uygulayın.

Limon Suyu:

Limon suyu, kıyafetlerinizi beyazlatırken, kıyafetlerinizdeki her türlü lekeden derinlemesine kurtulan güçlü bir astrenjandır. Bunu kullanmadan önce hazırlık yapmanız gerekiyor. Bir tencereyi su ile doldurun ve içine birkaç limon dilimi ekleyin. Ardından karışımı kaynatın ve makinede yıkamadan önce çamaşırlarınızı bu karışıma yatırın. Bir diğer seçenek ise sıvı sabun, bir yemek kaşığı tuz ve iki limon suyunu karıştırarak bir karışım hazırlamak ve çamaşırlarınızın lekeli kısımlarını bu karışıma batırın ve güneş altında kuruması için bırakın.

Süt:

Süt, pamuklu ve hassas ürünlerinizi kolayca beyazlatabilir. Sadece lekeli kıyafeti birkaç saatliğine bir kap süt içerisinde yatırın ve en son olarak su ile durulayın.

Sirke:

Sirke kıyafetleriniz deki kiri ve lekeleri çıkartabilir ve kumaşlara da zarar vermez. Yarım bardak sirkeyi, en sevdiğiniz deterjan tozuna ilave edin ve lekeli kıyafetlerinizi yıkayın. Her zamankinden daha beyaz bir şekilde makineden çıkacaklardır. Boyun ve koltuk altı lekeleri için doğrudan sirkeyi ilgili bölgeye uygulayın ve su ile durulamadan önce bir saat boyunca bu şekilde bırakın.

İpuçları:

Beyaz nesneler, beyaz ve parlak kalmak için çok fazla bakım gerektirirler.

Beyaz kıyafetleriniz deki bu göze batan sarı lekelerden kurtulmak için, kıyafetlerinizde iz bırakan parfüm, deodorant ve diğer kimyasalları kullanmaktan kaçının. Kıyafetlerinizi güneş altında kurutarak, UV ışınlarının beyaz rengini korumasına yardımcı olabilirsiniz.

AĞRI KESİCİ KULLANMANIZA GEREK KALMAYABİLİR! HER GÜN TÜKETİRSENİZ

Devamını Oku…

Hemen hemen herkes evinde karabiber bulundurur. Karabiber yemeklerinize lezzet katarken aynı zamanda sağlığınız üzerinde de bir takım değişikliklere neden oluyor. işte her gün karabiber tükettiğinizde vücudunuzda meydana gelebilecek değişimler.. Karabiberin içinde piperin isminde bir madde bulunuyor. Bu bileşen kullandığınız ilaçların emilimini hızlandırıyor. En iyisi de piperinin etki etmesi için tüketmeniz gereken karabiber miktarının fazla olmaması. Karabiber, mide asidi salınımını dengeler ve bağırsaklarda iltihap önleyici görevi görür. Ülser riskini de azaltır.

Zerdeçalla karabiberi karıştırın.. Zerdeçalın içinde bulunan kürkümin maddesi vücudumuz için çok önemlidir. Ancak vücudumuz kürkümini kendi başına ememez. Karabiber de burada devreye giriyor ve emilimi sağlıyor. Yemek yaparken zerdeçal ve karabiberi bir arada kullanın. Karabiberde bulunan piperin isimli madde ağrı kesicilerin etkisini arttırır. Böylelikle daha az dozda ağrı kesici alabilirsiniz ve daha az yan etkiyle karşılaşırsınız. Diş eti sağlığı ve dişler için faydalıdır Yine piperin, dişeti sağlığı için önemlidir. Dişetlerini sağlığına kavuşturarak diş kaybını önler. Yemeklerden alınan vitaminlerin emilimini hızlandırır..

Bu Sırrı Doktorlar Bile Açıklamıyor – İşte Çocuğunuza Geçen Bitten Kurtulmanın Kesin Yöntemi

Devamını Oku…

Küçük bir çocuk başını hararetli bir biçimde kaşıdığında aklımıza ilk gelen şey başında bit olduğudur.Küçükken herkese bit geçmiştir. Çocuklukta hatırlamak istemediğimiz en kötü anlardan biridir.Çocuklar bit tarağıyla taranmayı sevmez.

Canları çok yanar. Bitler yetişkinlerden daha çok çocuklara geçer. Okul ortamı bunun için çok müsaittir. Yan yana asılan kabanlar ve ceketler bitlerin başka çocuklara geçişini kolaylaştırır. Bit her ne kadar ölümcül olmasa da son derece can sıkıcıdır. Çok çabuk üremeleri de bir dezavantajdır.Bitler için özel şampuanlar üretilmiştir ancak hiçbirinin çok etkili olduğu söylenemez.Sizler içinde bir önerimiz var.Hem ucuz hem de kimyasal içermiyor.

Malzemeler: Bit tarağı, Ağız çalkalama suyu, Beyaz şarap sirkesi, Duş bonesi,Havlu

Uygulanışı:

1- Çocuğun saçını ağız çalkalama suyu ile ıslayın. Sonra da başına duş bonesi geçirin. Bir saat boyunca öyle beklesin. Bitler, ağız çalkalama suyunun kokusundan nefret ederler.

2- Saçını yıkayın ve kurulayın. Bu sefer de beyaz şarap sirkesiyle ıslayın. Sirke, yumurtalardan kurtulmanıza yardımcı olacak. Sirkeli saçların üstüne tekrardan bone geçirip bir saat bekletin.

3- Şimdi saçlarını normal şampuanla yıkayıp bit tarağıyla tarayın.

4- Çocuğunuzun gittiği okuldaki arkadaşlarında da bit varsa okula göndermeden önce saçına sprey şişesinin içine koyduğunuz ağız çalkalama suyunu püskürtün.

Healthy Life Center’dan aktarılanlara göre hem ucuz hem de doğal olan yöntemle çoğu kişi olumlu sonuçlar elde etmiş.

Çocukların küçükken tüketeceği o gıda ileri de onları selvi boylu yapıyor.

Devamını Oku…

Uzman Diyetisyen Serkan Tutar, her anne babanın çocuklarının uzun boylu olmasını istediğini belirterek, “Bunu gerçekleştirmenin bir yolu da besinlerden geçiyor.Küçükken tüketeceği gıdalardan biri olan susam’da ileri de onları selvi boylu yapıyor” dedi. Uzman Diyetisyen Serkan Tutar, her geçen gün sağlıklı beslenme bilincinin artması, insanların kendilerini daha fazla önemsemesi ve sağlıklarına dikkat etmeleri nedeni ile insan ömrünün arttığını belirterek, “İnsanların besine daha kolay ulaşabilmesi sağlıklı besin seçimi alternatiflerini arttırmış ve daha uzun boylu bir toplum meydana getirmiştir. Daha uzun boylu olmak daha yüksek kas yapısına sahip olmak anlamına gelmekle birlikte bunun ergenlik döneminde en önemli destekleyicisi de spordur. Boyu uzatan besinlerin temeli kalsiyum minerali ve D vitaminine dayanmaktadır. Eğer ergenlik dönemindeki çocuklar bu vitamin ve minerali yeteri düzeyde alıyorlarsa mümkün olduğunca uzun boya sahip olacaklarını unutmamalıdır.

Anne ve babalarında bu konuya özen göstermesi gereklidir.” diye konuştu.Uzman Diyetisyen Serkan Tutar, çocukların boylarının uzun olması için şu önerilerde bulundu;

Süt ve ürünleri:

Kalsiyum mineralinin temeli süt ve süt ürünleridir. Özellikle kemik ve diş gelişimi için gerekli olan kalsiyum ihtiyacının tamamını alabilmek için süt, yoğurt, ayran, peynir ve cacık gibi besinlerin ergenlik dönemindeki çocuklarınızın beslenme programında bulunması önemlidir. Gün içerisinde 2 su bardağı süt, 1 su bardağı yoğurdu kesinlikle çocuklarınıza tükettirin. Ayrıca bunlara ek olarak sabah kahvaltısında peynir çeşitlerinin bulunması, ana yemeklerle birlikte ayran tüketilmesi kalsiyum alımını destekler.

Susam:

Kalsiyum içeriği en yüksek olan besinlerden biriside susamdır. Direk olarak tüketilmeyen susam genellikle simit, börek ve bazı poğaça çeşitlerine eklenip çocuklarınıza tükettirebilirsiniz. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli husus ise susam içeriğinde yüksek yağ bulunmasıdır. Bu yağ sürekli tüketilmesi koşulu ile çocuklarınızın kilo almasına da neden olabilir.

Çedar Peyniri:

Tüm peynir çeşitleri içerisinde kalsiyum bulunmasına karşın çedar peynirini bu gruptan ayrı tutmak gereklidir. Çünkü 100 gr çedar peynirinde 720 mg kalsiyum bulunmaktadır.Çok fazla evlerimizde tercih edilen bir peynir çeşidi olmamasına karşın çocuklarınızın ergenlik döneminde mutfaklarımızda bu peynire yer ayrılmalıdır.

Kuruyemişler:

Çocukların keyifle tükettikleri besinlerin başında gelen kuruyemişlerde kalsiyum içeriği yüksek olan besinlerdendir.Eğer çocuklarınız yeteri kadar süt ve ürünleri tüketmiyorlarsa bunlara destek olarak fındık,fıstık,badem veya ceviz gibi kuruyemişlerle destek yapılması önemlidir.Gün içerisinde ortalama 1 avuç dolusu kuruyemiş tüketilmesi daha uzun boylu bir gelecek için önemlidir.Çocuklarda boy uzamasını sağlayan asıl etmen kalsiyum ve D vitamininin birlikte alınmasıdır. Bu iki besin öğesi boy uzamasında birlikte başrol oynamaktadır. Yukarıda bahsettiğimiz zengin kalsiyum kaynaklarının yanına, D vitamini içeriği yüksek olan gıdaları tüketilmelidir. Balık yağı kalsiyum emilimini desteklerken, D vitamininden zenginleştirilmiş olan süt, peynir ve yumurta da tercih edilebilir.

D vitamininin en zengin kaynağı güneş ışığıdır. Güneşten yeteri kadar yararlanamayan bireylerde istenilen düzeyde boy uzaması sağlanamaz. Ayrıca C vitamini içeriği yüksek olan besinlerde kalsiyum vücuttaki kalsiyum emilimini arttırmaktadır. Yağ içeriği yüksek olan besinler, çok fazla miktarda posa alınması ve çinko içeriği yüksek olan gıdalar vücuttaki kalsiyum emilim düzeyini düşürmektedir. Bu nedenle tüm besin gruplarından yeterli ve dengeli düzeyde alınması önemlidir.

Portakal Suyuyla Bu Maddeyi Karıştırın Vücudunuzda Biriken Nikotinden Kurtulun

Devamını Oku…

Portakal suyu ile sigarının olumsuz etkilerinden kurtulabilirsiniz! Nikotinin vücuttan atılması için 48 ila 72 saat arası bir süre gerekir. Şarap üretimi sırasında elde edilen bir yan ürün olan krem tartar nikotini vücuttan etkili bir şekilde atar.Krem tartarın başka kullanım şekilleri de vardır ve bunları da sizinle paylaşacağız.Teknik olaral potasyum hidrojen tartarat olarak bilinen bu madde, şarap fıçılarının dibinde biriken tortudur yani alkol içermez. Krem tartar nelere iyi gelir?

1. Tansiyonu düşürür. Düşük potasyum seviyeleri yüksek tansiyon riskini arttırır. 100 gr krem tartarda 16,500 mg potasyum bulunur.Eğer potasyum eksikliği şikayetiniz varsa, doktorunuza danıştıktan sonra bir bardak suya 1 çay kaşığı krem tartar ekleyip her gece yatmadan önce içebilirsiniz.

2. Artrit ağrılarını azaltır.Magnezyum, iltihaplanmalara karşı etkili bir rol oynar ve 100 gr krem tartarda 2 mg magnezyum bulunur.Artrit şikayetiniz varsa, 2 yemek kaşığı krem tartarı 3 yemek kaşığı Epsom tuzu ile karıştırıp banyo tozu hazırlayabilirsiniz. Günde iki kere en az yarım saat süreyle, küveti doldurup suya bu karışımdan ekleyip içinde oturmalısınız. Eğer ağrı belli bir bölgedeyse, örneğin el veya ayak, malzemelerin ölçüsünü yarı yarıya azaltıp, bir leğene veya kaba su doldurup karışımı ekleyip elinizi veya ayağınızı bu suda bekleterek de kullanabilirsiniz.

3. Sigarayı bırakmaya yardımcı olur. Krem tartar sigaranın tadını bozar. Nikotin yüzünden düşen C vitamini seviyesini yükseltmek ve nikotini en hızlı şekilde vücuttan atmak için portakal suyuyla karıştırıp içmek en iyisidir. Eğer sigarayı bırakmak istiyorsanız, orta büyüklükte bir bardakta portakal suyu ile yarım çay kaşığı krem tartarı karıştırın ve 1 ay boyunca her gece için.

4. Akneleri yok eder.Krem tartarın asidik özellikleri cildi temizler ve aknelerle savaşır. 1 çay kaşığı krem tartarı 240 ml suya veya portakal suyuna ekleyin, vücudu temizlemek ve aknelere neden olan bakterilerden kurtulmak için her gün için.

5. İdrar yolu enfeksiyonuna iyi gelir. Krem tartar idrarın pH seviyesini değiştirdiği için idrar yolu enfeksiyonlarını da tedavi eder. 1,5 çay kaşığı krem tartarı sıcak suya ekleyin, bir kaç damla limon suyu sıkın ve günde birkaç kere bu karışımı için.

Vücut bu 10 işaretle sizden yardım istiyor, bu işaretleri dikkate alırsanız hastalıkların önünü kesersiniz

Devamını Oku…

İnsan vücudu, bağımsız olarak işlev gören çok sayıda mekaniği içeren karmaşık bir mekanizma. Vücutta bir şey yanlış olduğunda kesinlikle hissediyoruz.. Bununla birlikte, pek çok insan vücudun verdiği işaretlere dikkat etmemekte ve genellikle çok geç davranmaktadır.. Daha büyük sağlık sorunlarını önlemek için, bir hastalığın belirtilerini tanımamız gerekir. İşte göz ardı etmememiz gereken 10 işaret!

1-KURU CİLT

Kuru cilt E vitamini eksikliği bir işaretidir ve zamanında tedavi edilmesi gerekir.

Vücudumuzda vitamin düzeylerini artırmak için daha fazla badem, çiğ tohumlar, lahana, bitkisel yağlar, ıspanak, balık ve yumurta yemeliyiz!

2- KIRILGAN SAÇ VE TIRNAKLAR

Bu soruna genellikle vücuttaki yetersiz D vitamini ve kalsiyum düzeyleri neden olur. Bunu çözmek için, patates ve brokoli gibi sebze tüketin, çiğ inek sütü, kefir ve yoğurt içip, daha çok filizlenmiş buğday ve tahıl yiyin.

3- ŞEKER İSTEĞİ

Sinir sisteminizi yorulduğunda ve enerjimiz bittiğinde şeker isteği ortaya çıkar.

Bu hemen bir çikolata kapmanız gerektiği anlamına gelmez – bu zararlı atıştırmalıklar yerine, isteği azaltmak için biraz bal veya bitter çikolata yemeyi deneyin.

4- EKŞİ YEME İSTEĞİ

Eğer aniden canınız ekşi yemek çekiyorsa , muhtemelen asitli gıdalar ile zarara uğrattığınız karaciğer veya safra kesesi ile sorun yaşıyorsunuz. Sorunu gidermek için daha fazla limon ve yaban mersini tüketin.

5-DENİZ ÜRÜNLERİ YEME İSTEĞİ

Bu istek iyot eksikliğinin bir sonucudur ve kuru deniz yosunu, fasulye, ton balığı yiyerek sorunu çözebilirsiniz.

6-DİŞ ETİ KANAMALARI

Kanama diş etleri, genellikle C vitamini eksikliği belirtisi, bu yüzden her gün yeterli lahana, brokoli, kivi, çilek, domates, bezelye ve papaya yediğinizden emin olun.

7-TUZLU YEME İSTEĞİ

Eğer tuzlu yemek arzu ediyorsanız, inflamasyon (inflamasyon, yangı veya iltihaplanma, canlı dokunun her türlü canlı, cansız yabancı etkene veya içsel/dışsal doku hasarına denir )veya idrar yolu enfeksiyonu bir işaretidir.

8-SİNİRLİLİK, BACAK KRAMPLARI, DÜŞÜK KALİTELİ UYKU

Bu sorunlar, potasyum ve vücudunuzdaki magnezyum eksikliği nedeniyle. Her iki mineral seviyesini yükseltmek için, daha çok lahana, fındık, karalahana, ıspanak, keten tohumu, ayçiçeği tohumu ve badem tüketmeliyiz..

9- DİRSEKLERDEKİ KURU CİLT

Eğer dirseklerinizi çok kuru olduğunu fark ederseniz, vitamin A ve C eksikliği işaretidir. Bu sorunu gidermek için daha fazla kabak, portakal ve kayısı tüketin.

10- ÇİĞ YEME İSTEĞİ

Eğer çiğ yemek arzu ediyorsanız çiğ meyve ve sebze ile mide yatıştırır.

Burçların Negatif Özellikleri.. Peki Siz Hangi Burçtansınız..?

Devamını Oku..

Koç
Ego tatminine en çok ihtiyaç duyan burç işte. Bay ukala, ya da bayan buz. En önde olacağım diye yapmayacağı yoktur. Yatakta, aşkta, işte, güçte en bencil burçtur. Karşısındakini kırdığını da en anlamayan burç. Kolay kolay da beğenmez. Asla af dilemez. Onlara kalsa dünyada herkes aptal, bir kendisi akıllı! Millete öğütler verir, ukalalık taslar. Önüne yemek koysan beğenmez.

Allah düşmanların başına vermesin! Ben bilirim gerisi boş, İstiyorsan peşimden koş. Emir almam, ben veririm, Önderiyim bu feleğin.

Boğa
Hımbıl şey ne olacak. Kafası her şeye kolay kolay basmaz. Ağırkanlıdır. Biraz da mankafadır. Harekete geçmesi için arkasından hep birilerinin itmesi gerekir. Bir söyleneni bir kerede asla anlayamaz, 10 kere tekrarlamak gerekir. Tek dileğim vardır, Bolca para, zengin sofra, Çok bir şey mi istediğim, Güvencemdir bunlar benim.

İkizler
Uzak durmakta fayda var. İkiyüzlü, riyakar, yalancı. Çenesi de öyle düşüktür ki, esir aldı mı, yanarsın. Ayrıca çoğu şizofrenin de ikizler burcundan çıktığı söyleniyor. Zekam parlak, dilim oynak,
Her konuya elim kıvrak, Sıkıntıya hiç gelemem, Bir de karar verebilsem.

Yengeç
Yengeçler sempatik ve başkalarının problemleriyle ilgilenir görünmeye çalışan, son derece yapmacık tiplerdir. Ama biz bu sahte şirinlik numaralarını yemeyin.

Tembeldir, bi iş yapıcam diye aklı çıkar. Saftır da biraz. Sahtedir ve kolay kandırılır, yani salak. Bu arada akıl hastanelerindekilerin yüzde 90’ının yengeç burcu olduğu söyleniyor, haberiniz ola! Tezcanlıyım, duygusalım, Dokunsalar akar yaşım, Annem, babam, cocuklarım, Ben onlarsız ne yaparım.

Aslan
Evet küçük aslancık, sen kendini dünyanın zirvesindeki kusursuz insan sanmaya devam et, millet senle ne dalga geçiyor, haberin yok! Eleştiriye hiç gelemeyen, kendini beğenmiş zavallı aslan parçası, sen en iyisi kendini bir odaya kapat ve hayatının geri kalanını aynada oranı buranı seyrederek geçir bakalım. Dünya Bir de dönse etrafımda!. Her dediğim hemen olsun, Zenginlik ve ün beni bulsun.

Başak
Ayrıntılar arasında kaybolur. Hayatı ayrıntı. Bir de titizdir ki, yarar insanı.

Hastalıktan ödü patlar. Düzenli, tertipli olacak diye rahat batar. Ama onun her tarafı didik didik kontrol etme huyundan millete cinnet geçirmektedir aynı zamanda. Dili de acayip sivridir. Soğuk, ruhsuz tipin tekidir. Yazdım, çizdim, notlar aldım, Her bir şeyi ayarladım, Yoktur bende bozuk, yamuk, Mükemmeli ben yaşattım.

Terazi
Çok pis sanatçı ruhludur. O nedenle de apayrı saçma salak bi boyutta yaşar. Böyle aklı bir karış havada gezen bu insanın bir iş bulması da pek muhtemel değildir, ömrünün sonuna kadar aylak aylak gezer. Güzel olacağım diye kendini yırtar. Bir haltı beceremez. Aklı bi karış havadadır. Dengesizin tekidir. Ben müziksiz yaşayamam, Hele sevmeden hiç duramam. Danışsam da her konuda,
Bildiğimden şaşmam asla.

Akrep
Adı üstünde, akrep gibi sokar adamı. İçten pazarlıklı, kıskanç, ahlak anlayışı sıfır! Kıskançlık krizlerine girer. Aşkta, yatakta, işte, ilişkilerde hayvansıdır.

Duygusuzun tekidir. Çoğu akrebin eninde sonunda korkunç bir cinayete kurban gittiği de duyulmuştur. En güçlü şüphesiz benim, Herkesi ezip geçerim. Hele bana ters yapanı, Doğduğuna pişman ederim.

Yay
Her şeyin iyi tarafını gören şen şakrak bir tiptir. Yeteneksizliğini de başka türlü örtemez. Şahsiyetsizdir. İşsiz güçsüz insanlar bu burçtan çıkar. İşi gücü aylak aylak gezmektir. Çoğu Yay burcu zaten alkoliktir. Zaten seni adam yerine koyup bu kadar yazanda kabahat. Maceradan, maceraya, Koşmak asıl işim benim Toplarım hep ilim, irfan, Bilgeliktir şanım benim.

Oğlak
En duygusuz burçtur. Duvar gibidir. Tepkisizdir. Aşırı maddiyatçıdır. Cimridir. Tutucudur ve risk almaktan kaçar. Böyle biri dünyada ne diye yer işgal eder ki!

Şöyle bir etrafa bakınca, hangi kayda değer insanın oğlak burcundan çıktığı görülmüş ki? Cimrilik mi, benimkisi? Hesabını bilmek gerek. Günler aylar düşünürüm Kararlarım şaşmaz benim.

Kova
Güya çok atak biridir, bir şeyi elde etmek için her türlü yalanı söyler, ama yalanı bile beceremez. Menfaatçilerin menfaatçisidir. Kendini beğenmiştir. İnsanların arkasından çok konuşur. Dedikoducudur. Çıkarı için yapmayacağı şey yoktur.

Taklitçiliği hiç sevmem, İstesem de beceremem, Orijinaldir fikirlerim, Takip edilecek olan benim.

Balık
Balık işte, adı üstünde, eşittir alık. Akılsızın tekidir, vur kafasına, al ekmeğini ağzından. Maaşallah hayalgücü pek gelişmiştir. Sürekli FBI’dan ya da CIA’den birilerinin peşinde olduğunu düşüne düşüne kafayı yeme raddesine gelen balık çoktur. Söyleyecek pek bişi yok. Çünkü cibiliyetsiz ve en zeka yoksunu burç balıktır. Bir dünyam var, sırça saray, Dokunursan kırılırım, Ben gelemem gerçeklere, Avunurum hayallerle..

Dip Not: Bu Negatif Özellikler Biraz Abartılmış Olup Pek Fazla Takmaya Gerek Yoktur ? Pekde İnanmamak Gerek Böyle Şeylere Değil Mi Ama?

Kararan Çaydanlık İçi ve Dışı Nasıl Temizlenir ve Parlatılır?

Devamını Oku…

Çaydanlıkların sürekli kullanılmasından dolayı zamanla eskimesi, parlaklığı ve yeniliğini yitirmesi, bazen de kazayla ocakta unutulup yanarak içinin ve dışının kararması herkesin başına gelen olaylardandır. Genellikle dalgınlık sebebiyle meydana gelen çaydanlığın yanması olayı, içerisindeki suyun bitmesiyle çaydanlığın çok hızlı ısınıp içinin ve dışının kararmasıdır. Ayı zamanda tutma bölümlerinin de aşırı ısınmasıyla çok kötü bir koku yayılır. Böyle bir durumda en önemli şey, hem kendi güvenliğiniz hem de çaydanlığın zarar görmemesi için çaydanlığı kesinlikle soğuk suya tutmayın. Temizlemeye başlamadan önce iyice soğumasını bekleyin. İkinci olarak çaydanlığınızın yapıldığı maddeye de dikkat etmelisiniz. Çelik çaydanlıklar kolay kolay aşınmayan ve birçok temizlik maddesini kullanabilecek kadar dayanıklıyken, emaye, alüminyum veya diğer metallerden yapılan çaydanlıklar kolaylıkla aşınabilir. Kararan çaydanlıklarınızı tekrar kullanabilmeniz için pratik bir şekilde uygulayabileceğiniz yöntemlerle kolaylıkla, kararan çaydanlık içi ve dışını temizleyip parlatabilirsiniz.

Kararan metal çaydanlıkları temizleme ve parlatma: Yanan çaydanlığın içini kolaylıkla parlatabilirsiniz. Bunun için yanmış olan çaydanlığın içine yaklaşık yarım litre kadar su doldurun. Ardından 1 çay kaşığı karbonat, 1 çay kaşığı tuz ve yarım bardak sirke ilave ederek kaynatın. Kaynattıktan sonra yumuşak sünger veya pamuklu bir bezle ovalayarak temizleyin ve ardından bol suyla durulayın. Çaydanlığınızın ilk günkü gibi parladığını göreceksiniz. Bunun yanında kararan çaydanlığın dışını temizlemek için, bir bardak sirkenin içine 1 çay kaşığı tuz atın ve tamamen eritin. Sonra çaydanlığın dışını bu sirke-tuz karışımıyla silin. Böylelikle kararan çaydanlığınız pırıl pırıl olacaktır. Metal çaydanlıklarınızda amonyaklı temizleyiciler yerine doğal yöntemleri kullanmanız, çaydanlıkların aşınmamaları açısından önemlidir. Ayrıca doğal yöntemleri tercih etmek sağlık açısından da faydalı olacaktır. Çaydanlık parlatma işi kolay bir iştir. Paylaştığımız ipuçlarını dikkate alırsanız çaydanlık temizleme yöntemlerini öğrenmiş olursunuz. Ocak Gözlerini Temizleme yazısında paylaştığımız gibi bu yazıda da çok basit yöntemleri paylaştık.

Çelik çaydanlık nasıl temizlenir ve parlatılır?

Çelik çaydanlıklar hem doğal hem de kimyasal maddeler kullanılarak temizlenebilir. Evinizde bulunan amonyak içeren çelik yüzey temizleme ürününü yumuşak bulaşık süngeriyle çelik çaydanlığınızın dışını ovalayarak temizleyebilirsiniz. Kararmalar tamamen çıkınca bol suyla durulayın. Bunun yanında eğer kimyasal temizleyiciler yerine doğal yöntemler uygulamak isterseniz sadece sirkeyle veya sirke karbonat karışımıyla da çelik çaydanlığın dışını ovarak temizleyip parlatabilirsiniz. Eğer çaydanlık çok kararmışsa, bir yeterince büyük bir tencerede sirke, karbonat ve bir miktar su karışımının içine yanmış çaydanlığınızı koyun ve çaydanlığınızı bu karışımda kaynatın. Sonra çaydanlığı bunun içinde bir süre bekletin. Daha sonra bu suyla ovalayarak lekeleri tamamen temizleyin. Kimyasal temizleyicileri, sağlık açısından çaydanlığınızın içinde kullanmamanız daha iyi olacaktır. Bu sebeple çaydanlığın içini temizlemek için doğal yöntemler kullanmalısınız. Küçük parçalara ayırdığınız limon kabuğu parçalarıyla çaydanlığınızın içini ovarak parlatabilirsiniz. Limon iyi bir parlatıcıdır. Daha sonra suyla iyice durulayın. Ayrıca elma kabuklarını çelik çaydanlığın içini parlatmak için kullanabilirsiniz. Elma kabuklarını çaydanlığın içine koyun ve bir miktar su ilave edin. Bu karışımı ocakta kaynatın. Daha sonra bir miktar içinde bırakacak kadar suyu dökün. Bir sünger veya pamuklu bir bezle ovalayarak parlatın. Çaydanlığın içini parlatmak için bir diğer yöntem ise limon tuzu kullanmaktır. Çaydanlığın içine bir yemek kaşığı limon tuzunu koyun ve çaydanlığı su ile doldurun. Ardından çaydanlığın içindeki suyu 15 dakika kadar kaynatın ve sonra da suyla güzelce durulayın.

Kaynar suda eritilmiş kaya tuzu ve sirke karışımıyla çaydanlığınızın hem dışını hem içini temizleyebilirsiniz. Ayrıca kaya tuzu ve sirke ile temizlediğinizde ilk günkü kadar parlak bir çaydanlık elde edeceksiniz Bu yöntemi aynı zamanda çaydanlığınızı dezenfekte etmek için de kullanabilirsiniz.

Aft Nasıl Geçer ve Aft Tedavisi Nasıl Olur?

Devamını Oku…

Dilde, yumuşak damakta, dudak ve yanakların iç kısımlarında görülen küçük, yüzeyel ülserler olan aft, genellikle tek olarak ortaya çıksa da aynı anda birkaç bölgede birden görülebilmektedir. Bu yaralar bazen çok büyük ve çok ağrılı olabilir. Minör aft, major aft ve herpetiform aft olarak üç çeşittir. Yaraların, çıkacağı bölgede bir iki gün öncesinden kaşıntı ve kızarıklık oluşur. Ardından ortası beyaz, etrafı kırmızı, 2-3 milim çapında hafif çukur bir yara haline gelir ve oldukça çok acı verir. Özellikle yanakların iç bölgelerinde, dil ve dudakların altında oluşan aftlar, ağrıya neden olduğundan yemek yemeyi zorlaştırır.

Aft Bulaşıcı mıdır?

Aft bulaşıcı bir rahatsızlık değildir. Bakteri veya virüsten kaynaklanmadığı için lokal yayılımı ya da başkasına bulaşma gibi bir durum olmaz.

Aft Kaç Günde Geçer?

Stresten ya da ağız içindeki tahrişten kaynaklanan yaralar, bir haftada kendiliğinden iyileşmektedir. Ancak sık tekrarlayan ve boyutu 1 cm civarında olan aftlar, behçet hastalığının işareti olabilir. 2 hafta içinde geçmeyen ve genellikle hep aynı yerlerde görülen yaraların, ağız içi kanseri olasılığı da göz önünde bulundurularak tıbbi inceleme yapılmasında fayda vardır.

Aft Neden Olur? Aft Neden Çıkar?

Aftlar, diş etleri, yanaklar ve dudakların iç taraflarında oluşur. Aftöz ülserler olarak da bilinen lezyonlar ağrılıdır ve geçici olarak yeme-içmeye engel oluşturur. Bu yaralar, herpes simpleks virüsü ya da oral uçuklar ile bağlantılı değildir.

Stres, asitli besinler, yetersiz yapılan ağız ve diş temizliği, sigara kullanımı, tütün çiğneme, inflamatuar bağırsak hastalıkları, folik asit ve b12 vitamin eksikliği afta yol açabilir. Diş, yanak, dudak bölgesindeki travmalar ve sert fırçalar afta sebep olabilir. Diş macunlarının içeriğinde yer alan sodyum lauryl sülfat adlı madde ağız içinde hücreleri tahriş ederek yaralara neden olabilir. ACE inhibitörleri, romatizma ilaçları ve kalsiyum kanal blokerleri afta yol açabilir.

Bazı Araştırmalar C vitamini içeren besinlerin aft oluşumuna yol açabileceğini göstermiştir.

Aft oluşumunun bağışıklık sistemi sorunları ile de bağlantısı vardır ve ağızdaki bir yaralanma ya da diş tedavisi sonrası da tetiklenebilir. Aftlar bazen Behçet hastalığı gibi sistemik bir hastalığın belirtisi de olabilir. Behçet hastalığı ağızda tekrarlayan aftlar, cinsel organlar ve çevresinde yaralar, gözde, damarlarda ve eklemlerde iltihaplanma ve kanda aşırı pıhtılaşma gibi belirtiler gösterir. Ağız yaraları diğer belirtilerden önce tek başına görülebilir. Yaraların ortası kirli beyaz, etrafı kızarık ve ağrılıdır. Tedavisi olmayan behçet hastalığı ilerlediğinde körlük, felç, menenjit, bunama, damar iltihapları ve ölümcül beyin kanamalarına yol açabilir. Genetik ve belirli otoimmün durumlar yüzünden, belirli insanların aft geliştirmeye yatkın olduğuna inanılmaktadır. Beslenme eksiklikleri, özellikle B12, çinko, folat ve demir eksikliğinin aftın oluşmasına katkı sağladığı düşünülmektedir.

Aft Tedavisi – Ağız Yarası Nasıl Geçer?

Tedavi altta yatan sebebin giderilmesiyle olur. Vitamin eksikliği olan kişilerde vitamin alımı, gıda alerjisinden kaynaklanan aftlarda ise o besinlerden uzak durulması gerekir. Yara oluşumundan sonra, daha da büyümesini önlemek için asitli içecekler, çok ekşi ve acı gıdaların tüketiminden kaçınmak önemlidir. Semptomları, tekrarları ve yaraların ağızda kalma süresini azaltmaya yönelik kortizon, antibiyotik, antiseptik veya anestezik içeren gargara, jel ve spreyler kullanılabilir.

Yara bölgesine su ve karbonat karışımından hazırlanan ince yapılı bir krem sürülebilir. Oksijenli suya batırılmış pamukla da yara temizlenebilir. Yarım bardak suya yarım kaşık tuz eklenerek elde edilen solüsyonla günde üç defa gargara yapılabilir. Aftların açılması durumunda ağızda bulunabilecek bakteriler bu aftların enfekte olmasına neden olabileceği için bu dönemde tuzlu, baharatlı, asitli besinlerden uzak durulması gerekir.

Aft İlacı:

2% hydrogen peroxide solusyonuna batırılan pamukla aft bölgesi temizlenebilir. Xylocaine solusyonu yemeklerden önce aft bölgesine sürülebilir.

Gly-oxide ve Apthera gibi ağız içi ilaçlar aft üzerine uygulanabilir.

Betamethasone syrup ile yapılan gargara aftın büyümesini engeller ve ağrıyı azaltıcı etki gösterir.İçeriğinde benzokain, amlexanox ve fluocinonide bulunan, reçeteli ve reçetesiz satılan güçlü kremler ağrıyı giderebilir. Bu kremler, eğer aft oluşumunun hemen sonrasında kullanılır ise, iyileşme sürecini de hızlandırırlar. Fluocinonide jeli, ciddi aft vakalarını tedavi etmek için kullanılır.

Reçeteli olarak satılan jel, enflamasyonu azaltarak aftın oluşturduğu rahatsızlığı giderir. Orabase, triamcinolone acetonide (Orabase içerisindeki kenalog), amlexanox (Aphthasol) ve fluocinonide (Lidex) acının azalmasına yardım eder ve aft oluştuğunda hemen uygulanmaya başlanırsa iyileşme sürecini hızlandırır.” Debacterol da, aft sorununda kullanılan bir harici kremdir.

Afta Ne İyi Gelir?

Düşük B vitamini düzeyleri aft oluşumunun çoğalma oranları ile ilgili olduğundan, B6, B12 ve folat içeren B kompleks vitamini takviyeleri, bu ülserlerin oluşumunu azaltabilir. Belli B vitaminleri eksikliği, ağız yaralarını hızlandırabilir ve ya ağız içi ve kenarlarında cilt tahrişine sebebiyet verebilir.

Sürekli tekrarlayan aft sorunu yaşayan bazı kişilerde, kobalamin de denen B12 vitamini eksikliği tespit edilmiştir. “The Journal of the American Board of Family Medicine” bülteninin 2009 sayısında yayınlanan bir çalışmaya göre, tekrarlayan aftları önlemekte, günde 1.000 mikrogram B12 vitamini dozu, basit, etkili ve düşük riskli bir tedavidir. Klinik araştırmacılar, sürekli aft sorunu yaşayan insanlara önerilecek tedaviler arasında, B12 takviyelerinin düşük maliyetli bir tedavi stratejisi olduğuna karar vermişlerdir. Folat da denen folik asit ya da B3 vitamini, yara iyileşmelerinde büyük rol oynadığından, aft tedavisinde önemli bir yer kaplar. Vücutta lisin eksikliği, aft oluşumunu tetikleyeceğinden, dengeli bir lisin ve arginin diyetini korumak önem taşımaktadır. Ekinezya bitkisi iltihabı azaltır ve aktif aft oluşumunu engeller. Dr. Linda B White ve Steven Foster, acıyı dindirmek için seyreltilmiş ekinezya tentürü ile gargara yapılmasını önermektedir. Siyah çayın içeriğinde bulunan tanen, aft yaralarına bağlı acıya yararlı sonuçlar sunabilir. 60 saniye boyunca ıslak çay poşetinin yaraların üzerine uygulanması olumlu etki sağlayabilir. Eğer ağızdaki aft, şiddetli bir iltihaplanmaya sebebiyet vererek yanak ve çenede ağrı oluşturduysa, semptomları tedavi etmek için soğuk kompres uygulamak uygundur. Soğuk kompres için bir torbaya buz koyup havluya sararak uygulamaya gidilir. Kabartma tozunun asidik olmayan içerikleri de aft acısını gidermeye yarar. Bir çay kaşığı kabartma tozunun eritildiği yarım bardak ılık su ile gargara yapmak çok etkilidir. Kabartma tozunu yutmak tavsiye edilmez; kabartma tozunu sindirmek aft tedavisinde yardımcı değildir ve vücudun tuz ve mineral dengesini negatif yönde etkileyebilir.

Yukarıda yeralan metin haber ve bilgi amaçlı hazırlanmış olup, hekimin uygulayacağı teşhis ve tedavisinin yerine geçmez. Herhangi bir tedavi sürecine başlamadan önce mutlaka sağlık uzmanının görüş ve onayı alınmalıdır.

Ellerinizdeki Lekelerden Kurtulmanıza Yardımcı Olacak Kür

Devamını Oku…

Cildimiz, bedenimizdeki en büyük organdır. Onun görünümü oldukça önemlidir çünkü doğrudan bizim sağlığımızı ve bedenimize verdiğimiz önemi dışarıya yansıtır.Ancak çoğu zaman günlük hayatımızda kullandığımız farklı kimyasallara ve çevre kirliliğine maruz kalmak cildimizin görünümünü etkilemektedir. Bu yüzden cildimizin gerektiği bakımı sağlamak için gerekirse farklı yöntemlere dahi başvurmamız gerekmektedir.Ellerimizdeki hassas cildimiz, çoğu vakada ilk etkilenen bölgeler arasındadır. Dahası, sadece dışsal etkenler bu bölgemizi etkilemez, aynı zamanda zaman geçtikçe, yaşlanmaktan ötürü ellerimizde lekeler görmeye başlarız. Yaşlılık lekeleri ve kırışıklıklarla da birlikte cildimiz, sağlıklı görünümünü kaybetmeye başlar. Ancak endişelenmeyin! İşte, ellerinizin sağlıklı görünümünü yeniden kazanmanıza yardımcı olacak en ideal çözümü sizler ile aşağıda paylaşıyoruz.

Ellerinizi Doğal Olarak Yenileyen Karışım:

Bu tarif ile ilgili en iyi şey ise, tarifin tamamen doğal olması ve evinizde kolaylıkla bulabileceğiniz malzemeler ile hazırlanıyor olmasıdır. Cildinize zarar veren zararlı kimyasallar ile laboratuvarlarda üretilen ve genellikle cebinizde bir delik açma dışında başka hiçbir işe yaramayan pahalı kremlere paranızı harcamayı bir kenara bırakın.Bugün sizinle harika bir tarif paylaşacağız ve yaşlılık nedeniyle ortaya çıkan tüm lekelerinizden kolaylıkla kurtuluyor olacaksınız. Bu harika maskeyi hazırlamak için nelere mi ihtiyacınız var?

Sadece üç şeye:

Malzemeler:

1 yemek kaşığı limon suyu
1 yemek kaşığı sade yoğurt
1 yemek kaşığı bal
Nasıl Hazırlanır ve Kullanılır?

Tüm malzemeleri bir kap içerisine koyun ve pürüzsüz bir karışım elde edene kadar karıştırın. Hazır olduğunda maskeyi ellerinize ancak özellikle yaşlılık belirtilerinin en fazla etkilediği bölgelere uygulayın. 15 dakika kadar bekleyin. Ardından dikkatlice maskeyi, kurumuş olan cildinizden çıkartın. Bu maskeyi haftada azami iki sefer uygulayabilirsiniz. Tercihen maskeleri gece kullanmanızı tavsiye ediyoruz çünkü maskeyi çıkardıktan sonra bir süreliğine elleriniz kızaracaktır.