Bilim Adı Altında Birçok İşkenceye Maruz Bırakılmış Yapışık İkizlerin Yürek Burkan Hikayesi

Yapışık ikizler, ender rastlanan bir durum oluşu ve anatomik bakımdan kardeşlerin birbirlerine bağlı olarak yaşamak zorunda kalmaları nedeniyle tıp dünyasının uzun süredir ilgisini çeken bir konudur.
Bu konuyla yakından ilgilenen bir isim de Rus biyolog ve fizyolog Pyotr Anokhin idi. Fakat onun ‘bilim’ adına duyduğu merak, 2 insanın hayatını zindana çevirdi…

İnsan dolaşım ve sinir sisteminin yapısını inceleyen Anokhin’in çalışmalarının odak noktası, Masha ve Dasha Krivoshlyapova isimli yapışık ikizlerdi.

Tek bir dolaşım sistemi ve iki ayrı sinir sistemine sahip Masha ve Dasha, Anokhin’in gelecekteki deneyleri için eşi bulunmaz birer denekti… İkizler, doğumdan kısa bir zaman sonra alınmış ve annelerine zatürreden öldükleri söylenmişti. Sonrasında bebekler Moskova yakınlarındaki bir tıp enstitüsüne nakledildiler ve kapsamlı bir dizi deneyin parçası oldular.

İkizlere bebeklik çağlarından itibaren bilim adı altında türlü işkenceler uygulandı. Hatta öbürünün etkilenip etkilenmeyeceğini görmek maksadıyla, vücutlarına radyoaktif maddeler enjekte edildi.

Masha ve Dasha, aynı dolaşıma ve ayrı sinir sistemlerine sahip oldukları için; her birinin, ötekinin maruz bırakıldığı fiziksel zorluklara karşı nasıl tepkiler verdiği ölçülüyordu. Bunun için onları aşırı soğuk veya aşırı sıcak ortamlara sokuyor, canlarını yakıyor ve çektikleri acıyı birbirlerine seyrettiriyorlardı. İkizler, 12 yaşına gelene değin türlü işkencelerden geçmiş ve bilinçli olarak uykusuz bırakılmıştı.

Motor becerilerinin ölçüldüğü zamanlarda, Masha’nın giderek itaatsizleşmeye başladığı ve verilen emirleri yerine getirmediği gözlemlendi.

Mesela, çoraplarını giydirmek isteyen hemşireyi tersliyor ve saldırgan tavırlar sergiliyordu. Dasha ise Masha’nın tam tersi biçimde davranıyordu. Söylenenlere uyuyor ve herkesle olumlu bir iletişim kuruyordu. Tabii bu arada Masha da, üçüncü bir kişinin Dasha ile konuşmasını engellemeye çabalıyordu.

Karakter olarak neredeyse taban tabana zıt olan bu 2 kardeşin arasındaki uçurum, günbegün büyüyordu.

Dasha aşırı duygusal ve uyumlu bir çocuktu, Masha ise agresif ve yırtıcıydı. Dasha büyüdükçe hayatında romantizm ve arkadaşlık isterken, Masha bir başka insanın varlığına dahi tahammül edemiyordu.

Nitekim Masha, ilerleyen zamanlarda kardeşine şiddet uygulamaya ve onu tehdit etmeye başladı! İlk şiddet vakası da yapışık ikizler 11 yaşındayken meydana geldi. Masha, Dasha’yı dö-vüp burnunu kanatmış ve onu ö-ldüreceğini söylemişti.

Dasha’nın verdiği yegane tepki sessizce kardeşinin uyumasını beklemek ve o uyuduktan sonra, burnundaki kanı silmek oldu. Dasha’nın kurduğu cümle ise şöyleydi: “Umarım hastanedekilerin bundan haberi olmaz.”

Masha ve Dasha, okul çağına geldiklerinde engelli öğrencilerin okuduğu bir okula gönderildiler. Dasha, burada Slava isimli bir öğrenciye aşık oldu. Masha ise kardeşinin bu hali yüzünden çok daha öfkeli ve saldırgan bir insana dönüştü!

Masha, Dasha’nın her hareketini kontrol etmek istiyordu. Slava ile olan ilişkisine de şiddetle karşı çıkıp fiziksel saldırıya geçince, bu sıkıntılara daha fazla dayanamayan Dasha, henüz 18 yaşındayken intihara kalkıştı!

Yapışık ikizler, 53 yıl boyunca birbirlerine bağımlı ve daha kötüsü sürekli bir anlaşmazlık içinde yaşamaya devam ettiler. 2003 yılının Nisan ayında ise, yine ‘birlikte’ veda ettiler hayata.

Masha’nın kalp rahatsızlığı bulunuyordu ve geçirdiği kriz neticesinde ö-lmüştü… Dasha’ya ilkin, kardeşinin uyutulduğu söylenmişti. Fakat Dasha, kardeşinin ö-ldüğünü hissetmişti. Doktorlar, şayet isterse, bedenlerinin ameliyat ile ayrılabileceğini söylediler. Ancak ne var ki Dasha bu teklifi kabul etmedi! Nihayetinde ise kardeşinin vücudu onu da zehirledi ve çok kısa bir süre sonra o da ö-ldü.

Bir deneyin parçası olmak yerine, ‘normal’ bir yaşamları olsa, mutlu ve daha uzun bir ömürleri olabilir miydi? Örneğin Masha, o zaman da bu kadar agresif ve şiddet yanlısı olur muydu? Bu soruların yanıtlarını maalesef hiçbir zaman öğrenemeyeceğiz! Tek bildiğimiz; ikizlerin her ne yaşamış olurlarsa olsunlar, birbirlerinden asla vazgeçmedikleri.