500 Yıldır Bozulmayan Bedeniyle Adeta Canlı Gibi Duran 15 Yaşındaki Gizemli Kız

..

Yıllara meydan okuyup hiç bozulmadan günümüze kadar gelmiş insan bedenleri haberlerine çok sık olmasa da haberlerden aşinayız. Bunların içlerinde bir kız var ki asırlara meydan okuyan bedeniyle hala capcanlıymış gibi duruyor.

Dokunsanız uyanacak gibi değil mi? Ama o 500 yıldır sonsuz bir uykunun içinde.

Asırlar boyunca neredeyse hiç çürümeyerek günümüze kadar ulaşmış olan kızın bedeni insanı hayretler içerisinde bırakıyor.

500 yıldır uyuyan bu kız, 1999 yılında Şili ve Arjantin sınırında yer alan Llullaillaco dağında tesadüf eseri bulunan donmuş üç çocuk bedeninden sadece biri.

Llullaillaco’nun Çocukları olarak adlandırılan iki kız bir erkek bu üç çocuk İnkalar’ın Capacocha ritüeli kapsamında tanrıya sunmak adına kurban olarak seçilmişler.

Bu ritüele çocukların seçilmesinin nedeni de İnkalar’ın, çocukları her türlü kötülükten uzak ve günahsız yani kusursuz insanı temsil ettiklerini düşünmelerinden kaynaklanıyor.

Ayrıca kurban olarak seçilecek çocukların tanrılarla birlikte yaşayacaklarına ve böylece ölümsüz olacaklarına inanıyorlardı.

Bedeni üzerinde yapılan incelemelerde kızın uzunca bir süre çok iyi şekilde beslenmiş olduğu hatta bu sebeple kilo aldığı anlaşıldı.

Ölmeden önce de kurutulmuş lama eti gibi sadece soylu kişilerin yiyebildiği gıdalar tükettiği belirlendi. Mısır birası ve kokain de kızın bedeninde bulunan bulgular arasındaydı.

15 yaşında olduğu ve uykusunda öldüğü tespit edilen bu kıza “La Doncella(Bakire)” ismi verildi.

Çünkü bu kurban edilen kızın Keçuva dilinde “Güneşin Bakireleri” anlamına gelen seçilmiş kadınların oluşturduğu Aklya Kona’dan olduğu düşünülüyor.

Aklya Kona, İnka dininde saflık yemini eden rahibe tapınaklarında yaşayan kadınların bulunduğu bir topluluktu.

Görevleri arasında; ayin yemeğini hazırlamak, imparator için ya da ayinlerde kullanılmak üzere giysiler dokumak gibi şeyler vardı.

Bu rahibeler yetenekleri ve güzelliklerine göre köylü kızlarından seçiliyordu.

6-10 yaşları arasında ailelerinden alınıp yıllarca tapınaklara kapatılırlardı. Ve zamanı geldiğinde de imparatorlara veya soylulara eş olur ya da törenlerde kurban edilirlerdi.

Tanrıya kurban edilmelerinin arkasında ise; önemli olayların ardından şükran sunma, doğal afetlerden kaçınma, hasatın verimli olması ve kuraklığı önleme gibi amaçlar yatıyordu.

Dağın tepelerine yapılan yolculuk sırasında çocuklara bol miktarda mısır birası ve kokainin yapıldığı ağacın yaprakları tükettirilirdi.

İyice uyuşturulduklarından emin olunduktan sonra bir İnka rahibi tarafından boğularak, kafaya darbe indirilerek öldürülür veya sadece soğuktan donmaya bırakılırlardı.

Kurban edildiğinde 6 yaşında olduğu anlaşılan küçük kıza ise “La niña del rayo(Şimşek Kız)” ismi verildi.

Çünkü yüzünde ve omzunun bir kısmında ölümünden sonra meydana gelen yıldırım çarpması sonucu yanık hasarı oluşmuştu.

Diğer bir şaşırtıcı sonuç ise DNA testleri “Bakire” ile “Şimşek Kız”ın yarı kardeş olduğunu gösteriyordu.

Kaburgası ve kalçası kırık olduğu anlaşılan erkek çocuk ise sıkıca bağlanmış olan tek çocuktu.

Giysilerinde kusmuk ve kan izlerine rastlanan çocuğun zorlu bir süreç sonrası öldüğü düşünülüyor.

“Bakire”, “Şimşek Kız” ve erkek çocuk Arjantin’deki Yüksek Rakım Arkeoloji Müzesi’nde sonsuz uykularına devam ediyorlar.

İnsanı garip sorulara gark eden fotoğraflar. Gülerken kendinizden geçeceksiniz.

Bazı insanların dikkatimizi çekmek için yaptıkları şeylerin amacını yakalamak bazen gerçekten zor oluyor. Dikkat çekmek demişken, herkes bu dikkat meselesini bilinçli yapmıyor elbette. Kimileri var ki yapacağı basit iş, küçük bir hata ile bambaşka hallere geliyor.

İşte yaptıklarıyla hepimizi garip sorular sormaya iten insanlar:

1- Ablacım sen korkuyorsun da adam ne yaptı..

2- Yapacağınız işi..

3- Kardeş kulaklık o işe yaramıyor ya, neden böyle bir hareket..

4- Tamam hadi neden yaptığını sormuyorum, sadece bari elektrik tellerini hesaba katsaydın diyorum.

5- Sen bunu hakettin, neyse geçmiş olsun

6- İçinde ne olduğunu çok merak ettiysen internetten baksaydın be kardo, bir dakika telefon çalışıyor mu??

7- Sen onu nasıl yiyeceğini düşünürsün, o seni böyle ham yapar..

8- Kim niye böyle bir acılı şampuan yapmış..

9- Kraliçeyi sevmiyorsun eyvallah da, kağıt mağıt bulsaydın be abicim

10- Biri mağazadaki sıfır ayakkabılarını kendi ayakkabılarıyla değiştirip kaçmış..

11- Abla yolculuk halindeyken bardağa işemek zor demiş, senin için zorluğunu biliyoruz da sen niye böyle bir şey yaptın

12- Sizi Allah’a havale ediyoruz

13- Yüzüğü sunmak için daha güzel bir şey olamazdı doğru

14- Kızların resimlerini toplamak için bulduğun yol hoş mu.. Köpeği kullanıyorsun bir de

15- Anladık fakir değilsin

16- Devam et kardeşim..

17- Al sana foto

18- Bunu nasıl yaptın anlat, dinliyorum dinliyorum anlat

19- Mimik yeter

İlk gördüğün hayvan nasıl biri olduğunu söylüyor! Devamını oku…

Devamını Oku…

Bu test senin kişiliğini açığa çıkarıyor! Haydi oku ve kişiliğinle ilgili bilinmeyenleri öğren!

İlk önce zebrayı gördün!

İlk önce aslanı gördün!

Her ikisini de gördün!

BEĞENDİN Mİ? ARKADAŞLARINLA PAYLAŞMAYA NE DERSİN?

Ölmek İçin Her Gün Dua Ediyor

Devamını Oku…

Bangladeş’in Narayanganj şehrinde yaşayan Hosineara Begum isimli kadın, bütün vücudunu saran tümörlerle zor bir hayat sürüyor 60 yaşındaki Bangladeşli Begum, saç diplerinden ayak tırnaklarına kadar tamamen tümörlerle yaşam mücadelesi veriyor.

Herkesin kendisini gördüğünde korktuğunu söyleyen kadın, kendisine ‘Patates kadın’ dediklerini söylüyor. İngiliz Daily Mirror gazetesinde yer alan habere göre, Hosineara Begum doğduğunda tümörler sadece başında ve boynunda yer alıyordu.

Dışarı çıktığı zaman herkes kendisinden korktuğu için evden çıkmamayı tercih eden Begum, psikolojisinin bozulduğunu ifade ediyor. Bangladeşli Begum, tümörlerin canını yaktığını belirterek, şu ifadeleri kullanıyor:

“Tümörler acıtıyor. Çok kaşınıyor.

Bazen o kadar çok kaşınıyor ki, kanıyor. Bu acıya daha fazla katlanamıyorum.

İnsanlar beni görür görmez yönünü çeviriyor, çocuklar bağırıyor, korkuyor”

Türkiyem Dedirten En Güzel Kare

Devamını Oku…

Tesadüfen şahit olduğum bu güzel hikayeyi sizinle paylaşmak istiyorum. Birkaç gündür su alıyor diye yeni bir ayakkabı almak için girdiğim mağazada, içeriye iki polis ve bir yaşlı amca girdi.

Amcayı sandalyeye oturtup, ayağındaki ayakkabı denilemeyecek kadar eski ve yırtık ayakkabıları çıkarttılar.

O esnada çoraplarının ıslak ve yırtık olduğunu gören iş yeri sahibi kendisi için aldığı çorapları yaşlı amcaya hediye etti.

Ve bizim duyarlı Türk polisimiz kendi elleriyle çorap ve ayakkabıları yaşlı amcanın ayağına giydirdiler. Giydirirken işte bu güzel kareyi ölümsüzleştirmek istedim.

Ayrıca dükkan sahibi polislerin bu duyarlı davranışına ayakkabıların ücretini de almadı.

Son günlerde yaşadığımız kötü olaylara ve kötü niyetli insanlara bir kez daha türk milletinin birlik ve beraberliğini asla bozamayacağının göstergesidir.

Allah devletimize, milletimize askerimize ve polisimize zeval vermesin.(Amin)

*Alıntıdır

Bu Güzel Kareyi Profilinizde Paylaşın ki herkes görsün

Hala Sizinleyse…

Devamını Oku…

1 yaşınızdayken
Sizi elleriyle besledi ve yıkadı.

Bütün gece ağlayıp onu uyutmayarak teşekkür ettiniz.

2 yaşınızdayken

Size yürümeyi öğretti. Size seslendiğinde odadan kaçarak teşekkür ettiniz.

3 yaşınızdayken
Size özenle yemekler hazırladı. Tabağınızı masanın altına dökerek teşekkür ettiniz.

4 yaşınızdayken

Elinize rengârenk kalemler tutuşturdu.

Evin bütün duvarlarına resim yaparak teşekkür ettiniz.

5 yaşınızdayken
Sizi cici kıyafetlerle süsledi. Gördüğünüz ilk çamur birikintisine atlayarak teşekkür ettiniz.

6 yaşınızdayken
Okula kadar sizinle yürüdü. Sokaklarda ‘Gitmiycemmm’ diye ağlayarak teşekkür ettiniz.

7 yaşınızdayken
Size bir top hediye etti. Komşunun camını kırarak teşekkür ettiniz.

9 yaşınızdayken
Size dualar öğretti, siz her seferinde unutarak teşekkür ettiniz.

11 yaşınızdayken
Sizi arkadaşınızla sinemaya götürdü ‘Sen bizimle oturma’ diyerek teşekkür ettiniz.

12 yaşınızdayken
Zararlı TV programlarını seyretmenizi istemedi. O evde değilken hepsini izleyerek teşekkür ettiniz.

19 yaşınızdayken
Okul masraflarınızı karşıladı, sizi arabayla kampusa götürdü ve eşyalarınızı taşıdı.

Arkadaşlarınız alay etmesin diye kampus kapısında vedalaşarak teşekkür ettiniz.

21 yaşınızdayken
İş hayati ve kariyerinizle ilgili size fikir vermek istedi. ‘Ben senin gibi olmayacağım’ diyerek teşekkür ettiniz.

22 yaşınızdayken
Kep giyme töreninizde size gururla sarıldı. Avrupa seyahati için para isteyerek teşekkür ettiniz.

25 yaşınızdayken
Düğün masraflarınızı karşıladı, sizin için hem mutlu oldu hem çok duygulandı. Siz dünyanın bir ucuna taşınarak teşekkür ettiniz.

30 yaşınızdayken
Bebek bakımı hakkında size akıl vermek istedi. ‘Artık bu ilkel yöntemleri bırak’ diyerek teşekkür ettiniz.

40 yaşınızdayken
Sizi arayıp bir akrabanızın doğum gününü hatırlattı. ‘Anne işim başımdan aşkın’ diyerek teşekkür ettiniz.

50 yaşınızdayken
O çok hastalandı, hafta sonunda onu görmeye gittiğinizde mutlu oldu.

Ona yaşlıların çocuk gibi nazlı olduğunu söyleyerek teşekkür ettiniz.

Derken bir gün…..

O öldü.

O güne kadar onun için yapmadığınız ne varsa, o anda kalbinize bir yıldırım gibi düştü….

VE BİR HİKAYE…
Evin telefonu sabaha karşı üç buçukta çaldı. Uyku sersemi adam telefonu açtı.

Telefondaki ses annesine aitti.

Telaşlandı, korktu başlarına bir şey mi gelmişti?

Annesi ‘nasılsın oğlum iyi misin?’ diye sordu.

Oğlu şaşkın bir ifadeyle ‘iyiyim anne hayırdır bir şey mi oldu siz iyi
misiniz?’ dedi.

Annesi ‘biz iyiyiz bir şeyimiz yok sadece sesini duymak istedim’ dedi.

Oğlu da ‘anne bunun için mi aradın saat sabahın üçbuçuğu yarın da
konuşabilirdik’ diyince annesi de ‘rahatsız mı ettim oğlum?’ dedi.

Oğlu ‘evet anne rahatsız ettin’ diyince annesi

’30 sene önce sen de beni bu saatte rahatsız etmiştin, doğum günün kutlu olsun’

Eğer hala sizinleyse şimdi onu her zamankinden daha çok sevin…

AKILLANDIN MI? Devamını Oku…

Devamını Oku…

Nasrettin Hoca her gün Allaha yalvarırmış:

– Allahım bana 1000 altın ver, 999 altın versen kabul etmem!..

Bu yakarışları Yahudi komşusu duymuş, alay etmek için Nasrettin Hoca’nın geçeceği yola 999 altın bırakarak, bir köşeye gizlenmiş. Biraz sonra Nasrettin Hoca gelmiş, yerdeki altınları görmüş, toplamış, tek tek saymış 999 altın.

Nasrettin Hoca altınları cebine atıp, şükretmiş:

– Allahım, dualarımı kabul ettiğin için sana şükürler olsun. 999 altını veren 1000 altını da verir!..

Köşeden bizim hocayı gözetleyen Yahudi atılmış:

– Dur Hoca, ne yapıyorsun? Altınlar benim!..

Hoca da içinden “Demek benimle alay etmek için yoluma altın dökersin ha!.. Ben seni bir süründüreyim de gör!..” diye gülmüş kendi kendine. Yahudiyi gıcık etmek için demiş ki:

– Bak komşu, bu altınlar senin değil!.. Ben yüce Rabbime yalvardım; bu altınları da bana o verdi.

Yahudi başlamış ağlamaya:

– Altınlarım gitti!.. Altınlarım gitti!..

Nasrettin Hoca da Yahudinin hâline gülmeye başlamış. Yahudi de yapışmış hocanın yakasına:

– Kadıya gidelim!..

Hoca da gönülsüz gönülsüz cevap vermiş:

– Kadıya gitmesine gidelim de, benim sırtımdaki kürkümle, başımdaki börküm eski.

Yahudi bakmış başka çare yok; sırtındaki kürkünü, başındaki börkünü çıkarıp hocaya vemiş. Hoca kürkü sırtına, börkü başına geçirdikten sonra sormuş:

– Bu kürkle, bu börkle insan yaya yürür mü?

Yahudi çaresiz “Yeter ki Nasrettin Hoca benimle kadıya gelsin.” diye atını da vermiş, düşmüşler yola, gelmişler kadıya. Yahudi şikâyet etmiş:

– Nasrettin Hoca 999 altınımı aldı, geri vermiyor!..

Kadı, soran gözlerle Nasrettin Hoca’ya bakmış. Hoca da kendini savunmuş:

– Yalan kadı efendi, bu arkadaşta biraz delilik vardır, biraz sonra sırtımdaki kürke, başımdaki börke dahi sahip çıkacaktır!..

Kadı, Yahudiye dönüp sormuş:

– Öyle mi?

Yahudi telaşla atılmış:

– Kürk de benim, börk de benim!..

Ağlayan Yahudiye bakıp, içinden kıs kıs gülen Nasrettin Hoca yine söz almış:

– Gördünüz mü kadı efendi? Nerdeyse altımdaki ata da sahip çıkacak!..

İyice telâşlanan Yahudi bağırmış:

– At da benim!..

Kadı da Yahudiye bağırmış:

– Haddini bil efendi!..

Sinirlenen kadı, Yahudiyi kovmuş. Nasrettin Hoca, Yahudiyi kırk gün yalvartmış, kırk gün sonra da sormuş:

– Akıllandın mı?

Yahudi de ağlayarak cevap vermiş:

– Akıllandım.

Hoca da Yahudiden aldığı her şeyi geri vemiş.

Kıyamet Koparken Neler Olacak Devamını Oku…

Devamını Oku…

Sözlükte “dikilmek, ayağa kalkmak, durmak ve canlıların Allah huzurunda saygıyla duracakları gün” anlamlarına gelen kıyamet, dini kavram olarak Yüce Allah’ın ezelde takdir ettiği zaman gelince, dünyadaki bütün canlıların ölmeleri ve bu dünya hayatının sona ermesidir.

Yine Kur’an’da kıyametin kesin olduğu ve yakın bulunduğu (İsra, 17/51) şiddet ve dehşeti hakkında bilgi verilmektedir.Ay’ın ve Güneş’in bir araya toplanıp, insanın kaçacak yer arayacağı bildirilmekte. Kıyametin büyük bir sarsıntıyla peş peşe iki kez geleceği. Kadınların emzikli çocuklarını bile atacağı.

Göğün yarılıp, yıldızların dökülüp saçılacağı.İnsanın anasından, babasından, eşinden, çocuğundan kaçacağı…Dağların renkli pamuklara döneceği, herkesin yaptığının karşılığını -zerre kadar bile olsa- göreceği anlatılmaktadır.

Kıyamet İsrafil adındaki meleğin sura üfürmesiyle başlayacak.Bu hususta bir hadiste şöyle buyrulmuştur: “Kıyamet ancak kötü insanlar ve kafirler üzerine kopacaktır.” (Müslim, Fiten, 131) İsrafil ikinci kez sura üfürünce, bütün insanlar yeniden dirileceklerdir. Buna da ikinci nefha denilmektedir.  Buna nefha-i ula denir. Bunun olabilmesi için yeryüzünde hiçbir iyi insanın kalmaması gerekiyor.

Kıyametin ne zaman kopacağı bilinmemekle birlikte Hz. Peygamber (s.a.s.), kıyamet hakkında açıklamalarda bulunmuştur. Bu işaretler büyük ve küçük olmak üzere iki kategoride gösterilmiştir.

Kıyametin küçük alametleri olarak, din ve inanç hakkında bilgisizliğin yaygınlaşması, içkinin çokça içilmesiFitne, öldürme ve kargaşanın çoğalması, maddi refahla birlikte kanaatsizlik ve nankörlüğün artması. Allah rızası yerine çıkar ve menfaatlerin ön plana çıkması gibi olayları saymak mümkündür.Büyük alametler ise şu hadiste bildirilmiştir: “On alamet meydana gelmedikçe kıyamet kopmaz.

Deccal’ın çıkışı:Hz. İsa’nın yeryüzüne inmesi. Ye’cuc ve Me’cucun çıkışı. Dabbetü’l Arz’ın çıkışı.

Güneşin batıdan doğması:Doğuda, batıda ve Arap yarımadasında meydana gelmek üzere yerin batışıDuman ve insanları mahşer yerine sürecek olan ve Aden çukurundan çıkan bir ateşin zuhuru.”Bu hadiste geçen alametlerin bir kısmı aynı zamanda Kur’an’da da muhtelif ayetlerde yer almaktadır.Kıyamet günü ayrıca kabirlerin içindekiler kendilerini dışarı atacak.

AKILLANDIN MI?

Devamını Oku…

Nasrettin Hoca her gün Allaha yalvarırmış:

– Allahım bana 1000 altın ver, 999 altın versen kabul etmem!..

Bu yakarışları Yahudi komşusu duymuş, alay etmek için Nasrettin Hoca’nın geçeceği yola 999 altın bırakarak, bir köşeye gizlenmiş. Biraz sonra Nasrettin Hoca gelmiş, yerdeki altınları görmüş, toplamış, tek tek saymış 999 altın. Nasrettin Hoca altınları cebine atıp, şükretmiş:

– Allahım, dualarımı kabul ettiğin için sana şükürler olsun. 999 altını veren 1000 altını da verir!..

Köşeden bizim hocayı gözetleyen Yahudi atılmış:

– Dur Hoca, ne yapıyorsun? Altınlar benim!..

Hoca da içinden “Demek benimle alay etmek için yoluma altın dökersin ha!.. Ben seni bir süründüreyim de gör!..” diye gülmüş kendi kendine. Yahudiyi gıcık etmek için demiş ki:

– Bak komşu, bu altınlar senin değil!.. Ben yüce Rabbime yalvardım; bu altınları da bana o verdi.

Yahudi başlamış ağlamaya:

– Altınlarım gitti!.. Altınlarım gitti!..

Nasrettin Hoca da Yahudinin hâline gülmeye başlamış. Yahudi de yapışmış hocanın yakasına:

– Kadıya gidelim!..

Hoca da gönülsüz gönülsüz cevap vermiş:

– Kadıya gitmesine gidelim de, benim sırtımdaki kürkümle, başımdaki börküm eski.

Yahudi bakmış başka çare yok; sırtındaki kürkünü, başındaki börkünü çıkarıp hocaya vemiş. Hoca kürkü sırtına, börkü başına geçirdikten sonra sormuş:

– Bu kürkle, bu börkle insan yaya yürür mü?

Yahudi çaresiz “Yeter ki Nasrettin Hoca benimle kadıya gelsin.” diye atını da vermiş, düşmüşler yola, gelmişler kadıya. Yahudi şikâyet etmiş:

– Nasrettin Hoca 999 altınımı aldı, geri vermiyor!..

Kadı, soran gözlerle Nasrettin Hoca’ya bakmış. Hoca da kendini savunmuş:

– Yalan kadı efendi, bu arkadaşta biraz delilik vardır, biraz sonra sırtımdaki kürke, başımdaki börke dahi sahip çıkacaktır!..

Kadı, Yahudiye dönüp sormuş:

– Öyle mi?

Yahudi telaşla atılmış:

– Kürk de benim, börk de benim!..

Ağlayan Yahudiye bakıp, içinden kıs kıs gülen Nasrettin Hoca yine söz almış:

– Gördünüz mü kadı efendi? Nerdeyse altımdaki ata da sahip çıkacak!..

İyice telâşlanan Yahudi bağırmış:

– At da benim!..

Kadı da Yahudiye bağırmış:

– Haddini bil efendi!..

Sinirlenen kadı, Yahudiyi kovmuş. Nasrettin Hoca, Yahudiyi kırk gün yalvartmış, kırk gün sonra da sormuş:

– Akıllandın mı?

Yahudi de ağlayarak cevap vermiş:

– Akıllandım.

Hoca da Yahudiden aldığı her şeyi geri vemiş.