İzleyicinin itirafı canlı yayına damga vurdu

Devamını oku…

Hayatta Her Şey Var programına bağlanan kadın izleyicinin, “Bilmeden eşimin ikiziyle birlikte oldum, hamile kaldım” şeklindeki itirafı hem stüdyodakileri hem de ekran başındakileri şaşkına uğrattı. Beyaz Tv’de Hayatta Her Şey Var programına bağlanan kadın, kocasının ikizi olduğunu bilmediğini ve yanlışlıkla ikiziyle birlikte olduğunu itiraf etti.

“KOCAMIN İKİZİNDEN HAMİLE KALDIM” Nur Viral’ın sunduğu programda evlilikleri yorumlayan Selin Karacehennem, ismini vermek istemeyen izleyicinin itirafları karşısına şoke oldu. “Kocamın ikiziyle birlikte oldum. 3 aylık hamileyim” dedi.

NUR VİRAL “BU GERÇEK Mİ?” DİYE SORDU Kadının itiraflarının ardından programın sunucu Nur Viral, “Gerçek mi bu anlattıkların senaryo mu?” diye sormadan edemedi.

Azgın Horoz

Devamını Oku…

Çiftçi tavukları için azgın bir horoz almaya çarşıya gitmiş.

Satıcı;

“İstediğiniz her şeyi bu horoz yapar” azgın mı azgın, bir horoz satar.

Adam çiftliğe geri döner, horozu tavukların yanına koyar koymaz tüyler uçuşmaya başlar,

Tavuklar gıdaklamaya başlar. Çiftçi çok mutludur.

Ama horoz çok azgın olduğu için adam endişelenmeye başlar horoz iki günde telef olacak diye.

Horozu kümesten çıkarmaya çalışır, başaramaz.

Neyse artık der, eve gider.

Ertesi gün bir görür ki horozun ayakları havada dili dışarıda yatıyor ve tepesinde bir akbaba uçuşuyor.

Çiftçi; “Eh bu kadar azgın olunca hemen geberdi işte der”.

Horoz tek gözünü hafifçe açarak çiftçiye yarım ağızla ve sessizce homurdanır;

“Git lan git!.. Kaçıracaksın şimdi akbabayı”…

Ya Yanlış Numara

Devamını Oku…

Adam evine telefon acar, telefonu yabancı bir bayan acar.Adam karşıdaki sesi duyunca şaşırır, bayana sorar:

– “Sen kimsin?” Kız cevaplar:

– “Evin hizmetçisiyim.” …

– “Iyi de bizim hizmetçimiz yok ki!”

– “Evin hanımı beni bu sabah işe aldi.”

– “Ya. Öyle mi? Ben de evin beyiyim. Hanımı cağırır mısın?”

– “Hanımınız şu an yatak odasında kocası sandığım bir adamla beraber.”

Adam şaşırır, sinirlenerek,

– “Elli bin dolar kazanmak istermisin?” Kız,

– “Tabii ki isterim.Kim istemez…”

– “O zaman çekmeçedeki silahı al, yukarı çıkıp o cadi ile o sümsük herifi vur!”

Once ayak sesleri duyulur, sonra iki el silah sesi. Hizmetçi telefona geri gelir:

– “Öldürdüm efendim, cesetleri ne yapayım?” Adam,

– “Cesetleri havuza at.” Kadın duraklar:

– “Ama burada havuz yok ki?” Adam bir süre düşünür ve cevap verir:

– “Orasi 112 43 44 değil mi?

– “Hayir!!!!!

– “Pardon! Yanlış numarayı aramışım

Temel 100 dolar

Devamını Oku…

Temel çok güzel bir rus kadınıyla evlenen dursunun karısına kafayı takmış. ne yapsam da bu kadınla birlikte olsam diye içi içini yiyormuş.

bir gün temel dayanamayıp eva’nın yanına gitmiş;

temel: senden çok hoşlandım seninle birlikte olmak istiyorum demiş :

eva: hay hay neden olmasın ama 100 dolarını alırım. müsait olunca ben seni ararım gelirsin demiş.

ertesi gün eva,dursun işe gittikten sonra temeli aramış;
-100 doların hazırsa hemen gel demiş:

temel, “hazır hazır, hemen geliyorum” cevabını vermiş

temel 100 dolari evaya verdikten sonra işi bitirmişler ve temel evden çıkıp gitmiş.

akşam dursun eve geldiğinde;

dursun: hanım temel bugün buraya geldi mi ?

eva: şeyyyy… geldiiii dursunnnn…..

dursun: peki sana 100 dolar verdimi.

eva: şeyyy dursunnnn beni dinleee…şeyyy verdiiiii……

dursun; temel sabah koştur koştur yanıma geldi, ” dursun bana acil 100 dolar
lazım öğleden sonra size uğrar yengeye bırakırım” dedi….

ula bu temel çok dürüst adam ya…!!!!!!

Bar Muhabbeti

Devamını Oku…

Karı koca barda oturmuş içkilerini yudumlayıp sohbet ederlerken kapıdan içeri oldukça güzel ve alımlı bir kadın girer. Adamın yanından geçerken yanağından bir makas alıp, “Nasılsın hayatım görüşemedik bu ara” der.

Adamın karısı hem kızgın hem şaşkın bir şekilde kocasına; “Bu kadın kim” diye sorar. Adam gayet sakin bir şekilde “Metresim” diye cevap verir.

Kadın, kocasının pişkinliği karşısında deliye dönerek; “Ahlaksız herif, bir de utanmadan metresim diyorsun herşey bitti boşanıyoruz seni terkediyorum” der.

Adam sakinliğini bozmayarak konuşmaya başlar; “Ne yani Etiler’deki villayı, Akmerkezdeki daireyi, 24 metrelik yatı, bankadaki milyonluk hesabı bir anda bırakıp beni terk mi ediyorsun?”

Bunları duyan kadın birden sakinleşir ve etrafı seyretmeye koyulur.

Etrafa bakınırken birkaç sıra öndeki masada aile dostlarından birini görür ve eşine; “Bu bizim Suat değil mi, yanındaki kim acaba” diye sorar.

Adam, “Suat’ın metresi” der.

Kadın hiç istifini bozmadan “Ay bizimki daha güzel vallahi” der.

Devamını Oku..

Devamını Oku…

Tarih 26 Şubat 1938.

Yani 77 sene önce bugün.

Nişanlandıkları gün.

Anneannem dedemi hayatında ilk defa o gün görmüş.

Düşünsenize, evleneceksiniz ve hayatını paylaşacağınız adamı nişan günü görüyorsunuz.

Beğendin, beğendin, beğenmedinse hayat boyu çek dur ?

Bizimkilerin hikayesi ise tam bir “Onlar ermiş muradına , biz çıkalım kerevetine..” hikayesi.

Sonu gerçekten mutlu olan şahane bir masal yani..

Anneannem kendisinden 17 yaş büyük dedeme resmen aşık olmuş.

Dedemse o yıllardaki genel davranışın aksine, o gencecik kıza, ömür boyu, hem aşkla, sevgiyle, hem de “saygıyla” bağlanmış..

Ben onların evinde hiç yükselen ses , hiç kavga gürültü duymadım.

Evlendikleri ilk gün, dedem uzun bir konuşma yapmış. Üç şey istemiş gencecik karısından:

Bir: Bana İhsan Bey değil, İhsan demeni rica ediyorum. (ki o devir için müthiş bir adım..!)

Evde kıyametler kopmuş, sen kocana, koskoca adama nasıl ismiyle hitap edersin diye..

Aile büyüklerini sakinleştirip ikna etmek yine dedeme düşmüş. ?

Anneannem öbür boyu hep İhsan’cığım dedi. “Cığım”sız bir hitap hiç duymadım ağzından…

İki: Dedem hakimdi benim. “Bak” demiş,

“Mesleğim gereği eve senden torpil isteyenler gelebilir.

Asla, katiyen kabul etmeyeceksin.

Hediye asla kabul etmeyeceksin.

Hakim demek, tarafsızlık demektir.

Böyle bir şeyi mesleğim adına şerefsizlik addederim.

Bu ricaları reddetmeyi ayıp sayabilirsin, asıl bunu teklif etmek ayıptır, bilesin. “

Sonraları ikisi bir olup, güzel bir reddetme cümlesi bulmuşlar, anneannem çok ısrarcı olanlara:

“Dosyanızı titizlikle tetkik edeceğini söyledi” derdi.

Üç : “Benim” demiş, “Küsme huyum vardır. Kızarsam tartışmam, sadece küserim.

Ben sana küsersem , sen bana küsmeyeceksin.

Yoksa evlilik gemisi yürümez.

Sabır rica ediyorum senden.”

Bir şey diyeceğim, inanmayacaksınız : “Ömür boyu hiç küsmediler.”

Diyeceksiniz ki,

“Ee kadın her şeye uyum sağlarsa evlilik elbet yürür.”

O dönemin evliliklerinde bir kere, çok keskin kadın-erkek ayırımları var.

Kadın asla çalışmıyor, evin bakımı, çocuklar vs. ile ilgili, erkek ise çalışıp evi geçindiren .

Bu kadar net.

Bugünkü gibi herkes her şeyi paylaşır durumu yok.

O yüzden değerlendirirken hep bunu düşünürüm aslında..

Yani ben hayatımda dedemi mutfakta görmedim.

Bir tabağı içeri taşıdığını bilmem.

Kalkıp bir bardak su aldığını bilmem.

Anneannem getirirdi her şeyini..

Ama mesela su mu istedi, anneannemin elinden bardağı alır, öbür eliyle, onun suyu getiren elini tutar öper, gözlerinin içine bakarak,

“Eline sağlık, zahmet oldu Münevver’ciğim” derdi.

Anneanneme aniden bir enerji gelir, gözleri parlar, genç kız gibi seke seke , uça uça dönerdi mutfağa…

Anlayacağınız, “Görevi tabii, elbette yapacak!” zihniyetinde hiç olmadı dedem.

Teşekkürü , takdiri hiç ihmal etmedi bir ömür boyu.

Annemler küçükken, dedem öğlenleri işten mutlaka eve gelirmiş, alel acele yemek yeyip, bir tek de tavla atarlarmış, öyle dönermiş dairesine

O bir saate hepsini nasıl sığdırırdık diye konuşup gülerlerdi..

Evlilik diye oya gibi işlenmiş, inci gibi dizilmiş anılar gördüm ben

Fedakarlık, sabır, özen, ve minnet gördüm.

İçinde hastalıklar da oldu elbet , ölümler de, acılar ve hayal kırıklıkları da

Ama bütün bu gerçekler nasıl taşınır, nasıl her bir korku, her bir hüzün, sevgiyle harmanlanıp akide şekeri gibi ağızda eritilir gider, işte onların masalı bunu da anlatır.

Dedeciğim, sayısız hastalıkla mücadele etti, ama etrafına en ufak bir rahatsızlık vermedi.

Anneannem ona hep canı gönülden sevgiyle, bir melek gibi baktı.

Dedeme şeker teşhisi konduğunda, insülin iğnelerini bile iğneciye bırakmadan kendi yapmak istemişti mesela.

O zamanın iğneleri şimdiki gibi değil, kocaman metal enjektörler vardı, ucunda kalın, dehşetengiz iğneler olan. O verev kesimli iğne uçları hala gözümün önündedir.

O enjektör her sabah ocakta, çayın yanında kaynardı.

Fonda radyoda Türk Sanat Müziği, mesela “Benzemez kimse sana“ çalar, enjektörün tıkır tıkır kaynama sesi, çaydanlığın fokurtusuna, limon kolonyasının kokusu, kızarmış ekmek kokusuna karışırdı.

Anneannem seve okşaya karnından yapardı iğneleri dedeme.

Nasıl öğrenmiş iğne yapmayı derseniz, normalde portakala batırarak öğretirler, ama anneannem “kendine batırarak” öğrenmişti iğne yapmayı.

Dedemin canını yakmasın diye..

Ne bir gün anneannem bıktı her gün bunu yapmaktan, ne de dedem bir gün şikayet etti, her Allah’ın günü iğne olmaktan

Anlayacağınız, o dana kadar iğneleri yapmayı bile keyif haline getirmişlerdi.

Anneannem bir şey öreceği zaman yünleri alır, dedemin yanına getirirdi.

Dedem hemen gazetesini, kitabını bırakır, kollarını anneanneme uzatırdı.

O çilenin iki ucuna ellerini geçirir, anneannem çabuk çabuk hareketlerde yünü top haline getirdikçe, son derece uyumlu hareketlerle, bir sağ, bir sol elinden kaydırırdı yün çilenin iplerini

Gülüşüp sohbet ederlerdi.

Anneannem ona uzun uzun ne öreceğini anlatırken, ilgiyle dinlerdi.

Televizyonun olmadığı o güzel zamanlarda, annemle dayımın okuduğu şiirleri dinlemeye bayılırlardı.

Akşam oldu mu çay demlenir, yaz ise bahçeye açılır kapanır sandalyeler atılır, cır cır böceklerinin sesi eşliğinde, yıldızların altında uzun uzun , tatlı tatlı sohbet edilirdi.

Televizyon geldikten sonra ise çocukluğuma ve onlara dair en net anım, kanepede dedemin koltuğunun altına yaslanıp uyuklayışım, ayıkladığı kabak çekirdeklerini bir bir ağzıma verişi

Anneannemin soyduğu portakalın kabuğunun kokusu

Usulca uykuya teslim oluşum

Ve sonra alnımdan öpülerek uyanmak,

“Hadi yavrum, İstiklal Marşı başladı.”

Dedemle yan yana, son derece ciddi ayakta beklemek, marş bitene kadar.

Askerler rap rap yürüyene kadar.

Sonra sanki memleketi emin ellere teslime etmişcesine güvenli hissederek uykuya dalış.

Sabah puhu kuşlarının seslerine uyanmak

Onların nişan günü bugün.

77 sene önce parmaklarına taktıkları o yüzüğü ömür boyu sevgiyle taşıdılar.

Tıpkı o yün çilesini sıcacık bir kazak haline getirmek gibi bir evlilik.

İlmek ilmek, emek, emek..

Dedem tuttu, anneannem ördü.

Dedemin ellerinden ilmek ilmek anneannemin ellerine kaydı..

İlmek ilmek.. Oya oya..

Ruhları şad olsun.

26.02.2015

“Bu yazının romanı, yani gerçek yaşam hikayesi “Kehribar Zamanında Aşk” adlı ilk romanımdır”.

Anneler Neden Çabuk Ağlar?

Devamını Oku…

Küçük bir erkek çocuk, annesine sordu:

– ‘Niçin ağlıyorsun?’– ‘Çünkü ben kadınım.’ Diye cevapladı annesi.

– ‘Anlamadım!’ dedi çocuk.

Annesi, çocuğu kucaklayıp ‘Hiç bir zaman anlayamayacaksın!’ dedi.

Babasına ‘Baba, annem niçin ağlıyor?’ diye sordu.Babanın cevabı: ‘Bütün kadınlar sebepsiz ağlayabilen yapıdadır’ oldu.

Küçük çocuk büyüdü, yetişkin adam oldu, halâ kadınların niçin ağladıklarını keşfedemedi. NihayetBir gün bir bilgeyle yolları kesişti. Çocukluğundan bu yana beri merak ettiği bu soruyu yaşlı bilgeye sordu: ‘Kadınlar niçin bu kadar kolay ağlayabiliyorlar?’

Bilge:

‘Allah tüm kadınları özel yarattı! Kadınların, Tüm yaşamın ağırlığını taşıyabilecek kuvvette olmasına rağmen başkalarına teselli verecek kadar yumuşak omuzları, doğumun acısına olduğu kadar doğurdukları evlatlarının nankörlüğüne dayanabilecek iç kuvveti vardır.

Başkalarının kuvvetinin kalmadığında; devam edecek azmi,

Ailesinin hastalığında; yorgunluğa pabuç bıraktırmayacak kudreti,

Her türlü şart altında, hatta kendilerini çok kötü incitseler de, çocuklarını sevmek duygusallığı vardır.

Bu duygusallık her yaştaki çocuklarının yaralarını sarmalarına, sorunlarını dinleyip paylaşmalarına yardım ediyor.

Kocalarını tüm kusurlarıyla sevmek kuvveti verilmiştir.

Onlara iyi bir kocanın eşini asla incitmeyeceği, fakat bazen destek ve kuvvetini deneyecek davranışlarda bulunacağını anlayacak duyarlı bir zeka vardır.

Tek zayıflık olarak kadınlara bir gözyaşı verilmiştir.

Tamamen kendilerinin sahip oldukları, ihtiyaçları olduğunda kullanmak üzere…

İnsanlık için bir gözyaşı…’ diye cevapladı…

Kadını güzel yapan şey ne saçı, ne vücudu, ne de kendini ne şekilde taşıdığıdır.

Kadını esas güzel yapan sevgisini paylaşabilmesi, fedakarlığı, sorumluluğu, anlayışı, sadece bilgiye değil aynı zamanda kalbe de yönelik aklıdır.

Annemi Seviyorum!

Annelere gereken değerin verilmesi için lütfen PAYLAŞIN..!