Tuvaletten Gelen Çığlıkları Duyan Market Müdürü İçeriye Girince Gözlerine İnanamadı

Ashleigh Miller’ın 10 aylık bir kızı var. Anne zamanını kızının üstüne titreyerek geçiriyor. Nereye giderse kızını da yanında götürüyor.

Bir gün alışverişe çıktıkları sırada Ashleigh kötü hissetmeye başladı. Hemen marketin tuvaletine girdi.

O günü asla unutamayacaktı.

,

CBC’den aktarılanlara göre olay geçen sene gerçekleşmiş.

Ashleigh markete girdiğinde kötü hissetmeye başlayıp hemen tuvalete gitti.

Hemen ardından marketin müdürü Malcolm Comeau moladan işinin başına döndü. Tam koltuğuna oturacakken bir çığlık duydu. Tuvaletten geldiğini farkederek hemen oraya koştu.

Çığlıkların ardı arkası kesilmeyince tuvaletin kapısını açmaya karar verdi.

Ashleigh’nin suratındaki ifadeyi gören market müdürü ne yapacağını bilemedi. Anne hem korkmuş hem de şaşırmıştı. Market çalışanlarından biri daha yardıma geldi.

Malcolm, CBC’ye “Kapıyı açtığımda Ashleigh’nin doğum yapmak üzere olduğunu gördüm. ‘Bebeğim oluyor!’ diye bağırdı. Ben de hemen ambulans çağırdım” dedi.

Ashleigh, oradakilerin yardımıyla bebeğini dünyaya getirdi.

Ambulans hemen Ashleigh ve yeni doğan bebeğini hastaneye götürdü. Çocuğa Ezra ismi verildi.

Ashley, “Hamile olduğumu bilmiyordum. 10 ay önce Mia dünyaya geldi. Doğum yaptıktan sonra hiç kilo vermedim. Bu süreçte hiç sancım ve ağrım da olmadı” dedi.

30 yıldan beri aynı markette çalışan Malcolm, “Hayatımda hiç böyle bir olayla karşılaşmamıştım. Durumun farkına varınca ne yapacağını bilemedim. Yapabileceğim tek şey yardım çağırmaktı” dedi.

Ashleigh ve eşi, sıradışı doğumu ilginç bir fotoğrafla süslediler.

Olaya dair haberi hemen izleyin:

Bebeğin doğumunda emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz. Sıradışı doğumu paylaşmayı ihmal etmeyin.

Akşamdan Kalma Ve Gözünde Morlukla Uyandı – Eşinin Mektubunu Görünce Mutluluktan Ağladı

Dışarıya çıktığınızda aldığınız alkol oranına dikkat etmelisiniz. Aksi halde uyandığınızda, bir önceki gece yaptığınız bir şeyden pişman olabilirsiniz.

Az sonra okuyacaklarınız internette hızla yayılıyor. Bir adam bir sabah uyanır ve dün gece ne yaptığını hatırlayamaz. Sonrasında olanlara kendisi bile şaşırır.

Jack ismindeki evli bir adam, arkadaşlarıyla çıktığı gecenin ertesi gününde akşamdan kalma olarak uyanır.

Eve nasıl geldiğini bile hatırlayamaz.

Birden iç geçirir ve ‘Dün gece ne yaptık?’ diye kendine sorar.

Jack zorla gözlerini açtığında yanı başında bir bardak su ve birkaç aspirin görür.

O gün giyeceği bütün kıyafetleri tertemiz ve ütülenmiştir.

Aspirini alır ve banyoya gider. Aynaya baktığında gözünün morarmış olduğunu görür.

Aynanın hemen kenarında üstünde eşinin ruju bulunan bir kağıt parçası görür.

Kağıtta şunlar yazıyordur:

“Kocacığım, sabaha karşı eve geldiğinde neredeyse olay çıkıyordu. Ama endişelenme! Kahvaltın mutfakta hazır. Akşam en sevdiğin yemeği yapabilmek için markete malzeme almaya gidiyorum. Seni seviyorum!

-Julian”

Hemen mutfağa gider ve gerçekten de kahvaltının hazır olduğunu görür. Yine kahvesi ve gazetesi de masanın üstündedir. Oğlunu da kahvaltı yaparken görür.

Jack, oğluna “Dün ne oldu?” diye sorar.

Gerçek ortaya çıkar

Oğlu, “Sabaha karşı eve geldiğinde sarhoştun. Sehpanın üstüne düştün ve sehpayı kırdın. Hole kustun. Kapıya çarpınca da gözün morardı” der.

Baba şaşırmış bir halde oğluna, “Peki annen neden bana bu kadar iyi davranıyor?” diye sorar.

Oğlu da, “Sen onu diyorsun… Annem yatak odasına kadar seni sürükledi. Yatağa yatıracakken pantolonunu çıkarmaya çalıştı. Sen de ‘Bırak beni! Ben evliyim! Evli!’ diye bağırdın” şeklinde cevap verir.

Jack o kadar rahatlar ki mutluluktan ağlamaya başlar.

Hikâye sizi de güldürdüyse paylaşın.

Sokak Çocuğu Tecavüze Ve Şiddete Uğradı – Ünlü Şarkıcı Onun Hayatını Böyle Değiştirdi :

Dünyada olan kötü haberler hepimizi endişelendirir. Özellikle çocukların başına gelenler dünyanın sorunudur.

Ünlü şarkıcı Ed Sheeran, Liberya’da sokak çocuklarının nelere maruz kaldığını görünce buna kayıtsız kalamadı.

JD ismindeki çocuğun ve arkadaşlarının hayatını kurtardı. Çocukların hepsi tecavüze ve şiddete uğramıştı.

Dünyanın en ünlü şarkıcılarından Ed Sheeran, Liberya’da olanları görünce çok üzüldü. Comic Relief ismindeki belgesel çekimlerinde yer almaya karar verdi. Belgesel, Liberya’daki sokak çocuklarının tecavüze uğraması ve şiddet görmesiyle alakalıydı.

Sheeran, özellikle JD ismindeki çocukla kısa sürede yakınlaştı. Tecavüz edilip şiddete uğramasına rağmen çocuk hayat sevincini kaybetmemişti ve bir gün başbakan olmak istiyordu.

Ed Sheeran harekete geçti

Sheeran, JD ve arkadaşlarına onları yaşadıkları bu kötü hayattan kurtaracağına dair söz verdi.

Sheeran’ın öncelikli amacı çocukları sokaktan kurtarmaktı.

Daily Mail’den aktarılanlara göre, “Şu an yapacağım öncelikli şey çocuklara bir ev bulana ve sorunlarını çözene kadar hepsini otele yerleştirmek” demiş.

Sözünü tutması uzun sürmedi. Sheeran, Liberya’da büyük bir ev satın aldı. Beş çocuk bu eve yerleştirildi ve onlarla ilgilenmesi için Ma isminde bir kadınla anlaşıldı.

Sokak çocukları için ev

Sheeran’ın bir sonraki amacı daha fazla sokak çocuğuna ev bulmak, eğitim almalarını sağlamak ve iyi bireyler olarak yetişmesini sağlamak.

Tecavüze ve şiddete uğrayan çocukların her gece kabuslar gördükleri söyleniyor. Şimdilerde ise parlak bir gelecekleri var.

JD, “Çok mutluyum ve yakında okula başlayacağım. Çok çalışmalıyım. Başbakan olup sokak çocuklarına yardım edeceğim” dedi.

Ed Sheeran’ı ayakta alkışlıyoruz. Keşke maddi imkanı yeterli olan diğer ünlüler de dünya sorunlarına bu kadar yoğunlaşsalar. Ed’i yaptığından ötürü onurlandırmak için paylaşın.

Genç Kızın Otobüste Başına Gelenler

Gece yarısı otobüste 2 kız yolcu kaldı, kızlardan biri durakta indi ama otobüs hareket etmedi, otobüste kalan kız korkmaya başladı, ne yapacağını bilemiyordu. Kız tedirgin bir şekilde neden hareket etmediklerini sordu, şoför araçta tek başına kalan kıza döndü ve öyle bir şey söyledi ki, tüyleriniz diken diken olacak…

İsveçli kızın başına gelen olay sosyal medyada paylaşım rekorları kırdı…

Herkesi önce tedirgin eden fakat sonra takdir toplayan olay birçok kişi tarafından paylaşıldı ve tebdirk mesajları atmalarına sebep oldu.

İşte olayı aslı…

İsveçli genç bir kız geç bir vakitte otobüs ile evine dönüyordu araçta pek kimse kalmamıştı Göteborg’da yaşayan 19 yaşındaki Tina Kamal adlı genç kız.

Cumartesi günü olduğu aktarılan olayda otobüsle evine dönerken araçta 2 kız ve serseri tipli birkaç kişi kalmışlardı kızlardan biri durakta indi arkalarından ise o tipler fakat otobüs hareketsiz bir şekilde bekliyordu önce ne olduğunu anlamayan kız endişelenmeye başlamıştı.

Kız tedirgin bir şekilde neden durduklarını sordu şoför döndü ve kıza neden durduklarını anlatmaya başladı, durakta inen genç kızın evine girene kadar bekleyeceğini söyledi,

Aynı sokakta bulunan tekinsiz tiplerin ise gitmesini beklediğini onlar yolunu değiştirdikten sonra ancak yola devam edebileceğini söyledi, bunu duyan kız yazdığı notta şoföre dünyanın en iyi otobüs şoförü dedi.

Şoförün neden durduğun öğrendiğinde ise çok duygulandı adeta boğazı düğümlendi bu güzel olayı sosyal medyada paylaştı ve bu yazıyı yayınladı.

Çevirinin tercümesi ise şöyle,

“Galiba biraz önce dünyanın en iyi otobüs şoförüyle karşılaştım, tekinsiz serseri tipli birkaç kişi ve bir kız otobüsten indikler, ben ise hala otobüste bekliyordum. Bir süre sonra otobüsün hareket etmediğini fark ettim ve nedenini sordum. Ve anlatmaya başladı, otobüsten inen kadının eve girdiğini görene kadar rahat edemeyeceğini söyledi ve kadının evine girdiğini diğerlerinin ise başka bir yola gittiklerini görene kadar otobüsü hareket ettirmedi.

Şoför bana da aynı şeyi yaptı. Evime en yakın yere kadar beni getirdi ve evime girene kadar bekledi, Ne kadar da iyi bir adam! Sadece görevini yapmıyor insiyatif alarak daha iyisni yapıyor, insanlık görevini yapan bu şoföre teşekkür etmek istedim”

Okuduğunuz için Teşekkür ederiz. Beğendiyseniz Lütfen 1 kez paylaşın…

Elif Şafak’ın Kaleminden Dökülen ve Okuyanları Düşündüren 10 Alıntı

1. “Kaderinse dünya küçüktür, ama kaderin değilse, çıkmaz sokakta bile karşılaşamazsın…”

pictures about life ile ilgili görsel sonucu

2. ” Ertelemek, yaşamın mayasını kaçırır. Kızdıysan bağır, sevdiysen söyle, özlediysen arkasından koş.”

3. “Her hakiki aşk, umulmadık dönüşümlere yol açar.
Aşk bir milad demektir.

Şayet “aşktan önce” ve “aşktan sonra”
Aynı insan olarak kalmışsak
Yeterince sevmemişiz demektir.

Birini seviyorsan onun için yapabileceğin
En anlamlı şey
“Değişmektir!”.

O kadar çok değişmelisin ki , sen sen olmaktan çıkmalısın…

Ä°lgili resim

4. ”… Hava soğuyunca değil, yüreği soğuyunca başlarmış insanın kışı…”

5. “Senin gönlün değişirse, dünya değişir.”

pictures about life ile ilgili görsel sonucu

6. “Kader, hayatımızın önceden çizilmiş olması demek değildir. Bu sebepten, “ne yapalım kaderimiz böyle” deyip boyun bükmek cehalet göstergesidir. Kader yolun tamamını değil, sadece yol ayrımlarını verir. Güzergah bellidir ama tüm dönemeç ve sapaklar yolcuya aittir. Öyleyse ne hayatının hakimisin, ne de hayat karşısında çaresizsin..”

kadın

7. “Hak yolunda ilerlemek yürek işidir,akıl işi degil.
Kılavuzun daima yüregin olsun,omzun üstündeki kafan degil.
Nefsini bilenlerden ol silenlerden degil!!”

8. “Şayet tembelik ve dedikodu denen iki kanat olmasa şeytan asla bu kadar yüksekten uçamazdı.”

9. “Allah aşkı derya deniz gibidir.Kendi meşrebince her insan ondan su alır.Fakat kimin ne kadar su alacağı kabının büyüklüğüne bağlıdır.
Kiminin kabı fıçıdır,kiminin kova, kiminin Kırbadır, kiminin matara.”

10. “Annem demişti ki birine kızar ya da kırılırsan, kafanda o kişinin çehresini, sevdiğin birinin çehresiyle değiştir.”

Zülfü Livaneli’nin Kaleminden Etkileyici 10 Alıntı

1. “Onca sayfa okunur mu hiç ya? Özetlerine baktım. Bunları söylerken kucağındaki iPad’i işaret ediyordu. O zaman hayatı, aşkı, ölümü, felsefeyi, edebiyatı 140 karakterlik tweet’lerle ifade eden bir kuşakla konuştuğumu daha derinden kavradım. Aramızdaki uçurum kapanmayacak cinstendi.”

2. İnsan hiçbir umut beslemediği zaman durumu kabullenebiliyor ama kapkara bulutlar arasından iğne ucu kadar kendini gösteren bir güneş ışını belirince bütün dünyası o ışığa bağlı oluyor…

3. Ama inan bana, insanların çoğunun ruhu, bedeninden önce çürür.

4. Harese nedir, bilir misin oğlum?
Arapça eski bir kelimedir.
Bildiğin o hırs, haris, ihtiras, muhteris sözleri buradan türemiştir.
Harese şudur evladım:
Develere çöl gemileri derler bilirsin, bu mübarek hayvan
üç hafta yemeden içmeden, aç susuz çölde yürür de yürür;
o kadar dayanıklıdır yani.
Ama bunların çölde çok sevdikleri bir diken vardır.
Gördükleri yerde o dikeni koparır çiğnemeye başlarlar.
Keskin diken devenin ağzında yaralar açar,
o yaralardan kan akmaya başlar.
Tuzlu kan dikenle karışınca bu tat devenin daha çok hoşuna gider.
Böylece yedikçe kanar, kanadıkça yer, bir türlü kendi kanına
doyamaz ve engel olunmazsa kan kaybından ölür deve.
Bunun adı haresedir.
Demin de söyledim, hırs, ihtiras, haris gibi kelimeler buradan gelir.
Bütün Ortadoğu’nun âdeti budur oğlum, boyunca birbirini öldürür
ama aslında kendini öldürdüğünü anlamaz.
Kendi kanının tadından sarhoş olur

5. Sağcı, solcu, milliyetçi, enternasyonalist, tarikatçı, Fenerbahçeli, Galatasaraylı, Beşiktaşlı, genç-yaşlı, kadın-erkek, köylü-şehirli, Doğulu-Batılı, zengin-yoksul olmanız fark etmez. Yeter ki düzgün insan olun!

6. Kıskanmayı bile unutmak. Onu mutlu eden herkesi ve her şeyi sevmek. O noktada sahiplenmek biter, saf aşk kalır.

7.”Aramızdaki temel fark ne, biliyor musun? Sen insanlara baktığın zaman üniformalar, bayraklar ve din görüyorsun!”. “Peki, sen ne görüyorsun bakalım?”. “İnsan, sadece insan. Seven, acı çeken, acıkan, üşüyen, korkan bir insan.”

8. Haklı olanı güçlü kılamadığımız için güçlü olanı haklı kılıyoruz…

9. Zaten dünyanın hangi köşesinde huzur kaldı ki…

10. İnsanlar bunca acı çekerken, İstanbul’da en iyi suşinin nerde yenilebileceğini konuşanlara dayanamıyordum.

12 yıl sonra komadan çıktı ve söyledikleri şoke etti!

Tam 12 yıl boyunca komada kalan ve uyandıktan sonra “Umarım ölürsün demen de dahil her şeyi duydum anne” diyen çocuğun hikayesi şok ediyor.

12 yıl sonra komadan çıktı ve söyledikleri şok etti!

Martin Pistorius, Güney Afrika’da büyüyen oldukça sıradan bir çocuktu. 12 yaşında gizemli bir hastalığın baş göstermesiyle hayatı değişmeye başladı. Önce boğaz ağrısıyla başlayan hastalık sürekli uyuması ve en sonunda hareket kabiliyetini tamamen yitirmesiyle kendini iyice gösterdi.

12 yıl sonra komadan çıktı ve söyledikleri şok etti

Daily Mail’de yer alan habere göre doktorlar Martin’in bir çeşit menenjite yakalandığına inanıyordu. Ona yardım edemeyeceklerini söyledikten sonra Martin’i eve gönderdiler. Ailesi Martin’in her anında yanındaydı. Banyo ve yemek yemek gibi basit işlerini yapamayan Martin’i yatak yarası oluşmasın diye her 2 saatte bir çevirmeleri gerekiyordu. Gündüzleri rehabilitasyona giden Martin, 2 yıl sonra bilincini kazanmaya başladı. 16 yaşına geldiğinde durumundan haberdardı ancak yine de hareket edemiyordu. Birileriyle konuşabilmesi için 10 yıl daha geçmesi gerekecekti.

12 yıl sonra komadan çıktı ve söyledikleri şok etti

Kendine geldikten sonra bakıcılarıyla ilgili anlattıkları ise kanınızı donduracak cinsten:
“Korkunçtu. Ailem başıma gelenleri öğrendiğinde şok olmuştu. Bakım evindeki insanlar saçımı çekiyor, metal kaşıkla dişime vuruyor ve kaşığı ağzıma yerleştirmeye çalışıyordu. Bana sürekli bağırıyor ve kızıyorlardı. Ağladığımda ise daha kötü davranıyorlardı. Bakıcı kadınlardan birinin cinsel istismarına bile maruz kalmıştım. Kaldığım odaya gelip benimle ilişkiye girmeye çalışıyor ve cinsel organlarıma dokunuyordu. Her saniye kaçacağım günü bekledim” diyor.

“KULAĞIMA ‘UMARIM ÖLÜRSÜN’ DEDİ!”

Martin, hayatındaki en kötü anların ise annesinin odasına geldiğinde kulağına “Umarım ölürsün” dediği zaman olduğunu belirtti. Yaşadıklarından kurtulmak için düşüncelerini anlatmaya çalışan Martin, bu sayede ilerleme kaydetmeye başlamış. 2011 yılında 25 yaşındayken terapisti onun iletişim kurmaya çalıştığını fark etmiş.

12 yıl sonra komadan çıktı ve söyledikleri şok etti

Yaşadığı hikaye binlerce insanı etkileyen Martin’in hayatını film yapmak isteyen pek çok yapımcı bulunuyor. Martin ve eşi, kendilerini Matt Damon ve Cameron Diaz’ın canlandırmasını istiyor.

Adam, Uçakta Yanında Oturan Kadından Başta İğrendi. 2 Saat Sonra Fikri Bakınız Nasıl Değişti.

Adam, Uçakta Yanında Oturan Kadından Başta İğrendi. 2 Saat Sonra Fikri Bakınız Nasıl Değişti.
Medeniyet giderek üst noktalara erişirken insanoğlunun hala bazı kusurları var. Bunlardan en önde geleni de ön yargı. İnsanların dış görünüşüne karşı çok fazla ön yargımız var. Ancak gerçek şu ki kimse görüntüsünden ibaret değil.

Bundan çok daha fazlası. Hikayenin vermek istediği mesaj insanları dış görünüşüne göre değil iç güzelliğine göre yargılamamız. Bu yüzden hikayeye bayıldım ve sizlerle paylaşmak istedim. Umarım hikaye sizi de düşündürür. Ne olursa olsun insanlara ön yargıyla yaklaşmayın ve içlerindeki güzelliği görmeye çalışın.

Hikaye bir adamın uçağın pencere kenarına oturmasıyla başlıyor. Tokyo’dan Hong Kong’a giden sıradan bir uçak. Yanına kilolu bir kadın oturduktan sonra adamın modu birden değişiyor.

“Merhaba. Nasılsınız?”

Kadın gülümsedi ve yanıma oturdu. Yavaşça koltuğa doğru eğildi ve dikkatlice oturdu.

Koltuğa iyice yerleştiten sonra daha önce hiç görmediğim kadar büyük olan kolunu ortak kol kısmımıza koydu. Pencere kenarında olmam ve kadının koltuğu tamamen kaplaması sonucu köşede daraldım.

Çaresizce pencereye doğru yaslandım.

Bana doğru döndü ve sesini daha da yükselterek konuşmaya çalıştı. Kafasını bana doğru öylesine yöneltti ki ona doğru bakmam gerektiğini hissettim. Sıradan bir şekilde “Merhaba” diye cevap verdim.Muhatap olmamak için bu devasa büyüklükteki kadınla uzun ve keyifsiz geçeceğini sandığım yolculuğumu düşünerek kafamı pencereye doğru çevirdim.

Dirseğiyle beni hafifçe dürttü ve “Adım Laura. İngiliz’im. Sen nerelisin? Japonya mı?” diye sordu.

“Malezya” dedim.

“Çok özür dilerim! Ne olur bütün içtenliğimle sunduğum özrümü kabul edin. Lütfen elimi sıkın. Altı saat sürecek yolculuğumuzu zehir etmemek için arkadaş olmalıyız” dedi. Kocaman elini suratıma doğru yöneltti. Elini sessizce ve isteksizce sıktım.

Laura, arkadaş canlısı olmadığımı farketmeksizin muhabbeti sürdürmeye devam etti. Kendisi ve Hong Kong’a olan yolculuğu hakkında heyecanlı bir şekilde konuşmaya başladı. Öğretmen olarak görev yaptığı okuldaki öğrencilerine alacağı hediyelerden bahsetti.

Sorduğu sorulara tek kelimeyle cevap verdim. Soğuk davranmama aldırmadan, cevaplarımı onaylar şekilde yorumlar yaptı. Sesi sakin ve sevecendi. Servis yapıldığı sırada, büyük bir içtenlikle bana yardım etti. Samimi bir şekilde “Fil gibiyim. Seni köşeye sıkıştırmak istememiştim aslında” dedi.

Sinirimi bozan suratı artık daha sevecen geliyordu. Arkadaş canlısı ve sakin ses tonunun yanı sıra müthiş bir gülümsemesi vardı. Gardım düşüyordu ve hiçbir şey yapamıyordum.

Laura’nın muhabbetleri gerçekten ilgi çekiciydi. Felsefeden bilime kadar aşırı derecede bilgiliydi. Daha önce ilgimi çekmeyen konuları bu kadın artık ilgi çekici hale getirmişti. Yaptığı yorumlar çok eğlenceli ve zekiceydi. Sohbet kültür konusuna geldiğinde, zekice ve sıradışı düşünceleri beni çok etkiledi.

Sohbetimiz devam ettiği sırada servis yapılırken, hosteslerin hepsini esprileriyle güldürmeyi başardı.

Hostes tabaklarımızı toplarken, Laura kilosu hakkında espriler yaptı. Hostes öyle bir kahkaha attı ki uçağın en arkasındaki yolcular bile hostesin sesini duydu. Hostes, Laura’ya “Beni gülmekten öldürüyorsun!” dedi.

Laura’ya, “Hiç kilo vermeyi düşündün mü?” diye sordum.

“Hayır. Bu hale gelmek için çok uğraştım. Neden her şeyi berbat edeyim ki?” dedi.

“Aşırı kilonun neden olduğu kardiyovasküler hastalıklara yakalanma riskinden korkmuyor musun?” diye sordum.

“Hayır, kesinlikle. Kilonu çok dert edersen bu tür hastalıklarayakalanırsın. Her yerde “Fazlalıklarınızı verin ve özgürlüğünüze kavuşun” gibi reklam sloganları görüyorsundur. Saçmalık! Günün, ayın, haftanın, yılın ne vakti olursa olsun kendini seviyorsan ve kilolarından şikayetçi değilsen işte o zaman özgürsün demektir. Yapmak gereken o kadar çok şey ve edinmem gereken yepyeni arkadaşlar varken neden reklam sloganlarıyla kafamı doldurayım ki? Sağlıklı besleniyorum ve hareketli bir yaşam tarzım var. Böyleyim çünkü doğduğumda büyük bir bebekmişim! Hayatta endişelenmem gereken onca şey varken kilolarım sonuncusu.” dedi.

Şarabından bir yudum aldı ve “Ayrıca, Allah bana o kadar çok mutluluk nasip etmiş ki bunları ancak böyle bir vücutta barındrabilirim. Neden kilo verip mutsuz olmak isteyeyim ki?” dedi. Savunması beni şok etti ve kafamı salladım.

Laura konuşmaya devam etti: “Bana dışarıdan bakanlar koca kafalı, göbekli, kocaman kolları ve bacakları olan ve hiçbir erkeğin dönüp bakmayacağı birisi olarak görüyorlar. Ezik olduğumu düşünüyorlar. Tembel olduğumu ve istediğimi yapamayacağımı düşünüyorlar. Yanılıyorlar.”

Şarap kadehibi hostese doğru yöneltti ve “Biraz daha istiyorum bu harika şaraptan, lütfen” dedi. Sevecen bir ifadeyle hostese gülümsedi. “İşinizi harika yapıyorsunuz. Allah hepinizden razı olsun” dedi sonra da.

Bana döndü ve “Aslında içimde zayıf bir kadın var. O kadar enerji doluyum ki kimse enerjimle başa çıkamaz. Kilolarım beni dizginliyor aslında. Yoksa kimse hızıma yetişemezdi.” dedi.

Esprili bir şekilde, “Sana asılan birileri var mı?” diye sordum.

“Tabii ki var. Evliyim ama hala evlilik teklifleri alıyorum. Teklif edenlerin çoğunun ilişkilerinde sorun var ve sığınacak bir liman arıyorlar. Nedenini bilmiyorum ama benimle konuşmak hoşlarına gidiyor. Galiba öğretmen olmak yerine psikolog olmalıydım!” dedi.

Laura kısa bir süre sessiz kaldı. Hemen ardından derinlere dalarak, “Aslında erkekler ve kadınların ilişkileri çok karmaşık. Kadınlar erkeklere tapıyor ve onlara ‘Hayatım’ diyorlar. Ta ki yalan söylendiklerini anlayana kadar. Sonra erkeklerin hayatını zindana çeviriyorlar. Erkekler kadınları öyle seviyorlar ki onları ruh eşleri olarak görüyorlar. Ta ki kredi kartı ekstrelerine bakana kadar. Sonra kadınları para yiyen çıkarcılar olarak görüyorlar.” dedi.

Laura’nın keyifli sohbeti altı saatlik yorucu uçuşu çok zevkli bir şeye dönüştürdü. İnsanların ona olan hayranlığını görünce gerçekten çok etkilendim. Uçuşun sonuna yaklaşırken neredeyse herkes Laura’yla sohbet ediyor ve şakalaşıyordu. Laura uçağın ilgi odağı oldu ve harika bir hava yarattı ortamda.”

“Hong Kong’a indiğimizde vedalaşmaya başladık. Yolcuların ona hayran bir şekilde bakarak vedalaştıklarını gördüm. Laura’ya sarıldılar ve onu alkışladılar. O sırada bana göz kırptı ve hava alanından ayrıldı.”

Gerçekten çok şaşırdım. Laura hayatımda gördüğüm ve tanıştığım en güzel kadındı.”

Laura’nın olağanüstü bir kadın olduğunu düşünüyor musunuz? Düşünüyorsanız paylaşmayı ihmal etmeyin.

Akşamdan Kalma Ve Gözünde Morlukla Uyandı – Eşinin Mektubunu Görünce Mutluluktan Ağladı

Adam bir önceki gece arkadaşlarıyla dışarıya çıktığında neler yaptığını hatırlayamaz. Her şeyi eşinin kendisine yazdığı nottan öğrenir ve ağlar.

Dışarıya çıktığınızda aldığınız alkol oranına dikkat etmelisiniz. Aksi halde uyandığınızda, bir önceki gece yaptığınız bir şeyden pişman olabilirsiniz.

Az sonra okuyacaklarınız internette hızla yayılıyor. Bir adam bir sabah uyanır ve dün gece ne yaptığını hatırlayamaz. Sonrasında olanlara kendisi bile şaşırır.

Jack ismindeki evli bir adam, arkadaşlarıyla çıktığı gecenin ertesi gününde akşamdan kalma olarak uyanır.

Eve nasıl geldiğini bile hatırlayamaz.

Birden iç geçirir ve ‘Dün gece ne yaptık?’ diye kendine sorar.

Jack zorla gözlerini açtığında yanı başında bir bardak su ve birkaç aspirin görür.

O gün giyeceği bütün kıyafetleri tertemiz ve ütülenmiştir.

Aspirini alır ve banyoya gider. Aynaya baktığında gözünün morarmış olduğunu görür.

Aynanın hemen kenarında üstünde eşinin ruju bulunan bir kağıt parçası görür.

Kağıtta şunlar yazıyordur:

“Kocacığım, sabaha karşı eve geldiğinde neredeyse olay çıkıyordu. Ama endişelenme! Kahvaltın mutfakta hazır. Akşam en sevdiğin yemeği yapabilmek için markete malzeme almaya gidiyorum. Seni seviyorum!

-Julian”

Hemen mutfağa gider ve gerçekten de kahvaltının hazır olduğunu görür. Yine kahvesi ve gazetesi de masanın üstündedir. Oğlunu da kahvaltı yaparken görür.

Jack, oğluna “Dün ne oldu?” diye sorar.

Gerçek ortaya çıkar
Oğlu, “Sabaha karşı eve geldiğinde sarhoştun. Sehpanın üstüne düştün ve sehpayı kırdın. Hole kustun. Kapıya çarpınca da gözün morardı” der.

Baba şaşırmış bir halde oğluna, “Peki annen neden bana bu kadar iyi davranıyor?” diye sorar.

Oğlu da, “Sen onu diyorsun… Annem yatak odasına kadar seni sürükledi. Yatağa yatıracakken pantolonunu çıkarmaya çalıştı. Sen de ‘Bırak beni! Ben evliyim! Evli!’ diye bağırdın” şeklinde cevap verir.

Jack o kadar rahatlar ki mutluluktan ağlamaya başlar.

Hikâye sizi de güldürdüyse paylaşın. 🙂

Bu Hastalıkları Görünce Kaşınmaya Başlayacaksınız! Okumadan Önce 2 Kez Düşünün

Dünyanın En Kötü Hastalıkları

Hayatımızda öyle hastalıklarla karşılaşıyoruz ki bazen inanmak mümkün olmuyor. Ama bu hastalıkları görmediğinizi garanti edebiliriz. Fazla bakmayın kaşıntı yapacaktır.

1- Hypertrichosis aka “Werewolf Syndrome”Aşırı kıllanma şeklinde ortaya çıkmaktadır. Bu hastalığa yakalanan çocukların yüzlerinde ve diğer bölgelerinde uzun siyah kıllar çıkmaktadır. Hastalar kurtlara benzediklerinden, söz konusu hastalık, kurt adam sendromu olarak adlandırılmıştır.

2. NeurofibromatosisNeurofibromatosis (NF) kemikleri, yumuşak dokuyu, deriyi ve sinir sistemini etkileyen genetik bir hastalıktır.

3. NomaDişeti veya yanakta siyaha yakın renkte bir ülser yani yara şeklinde başlar. Kısa zamanda etrafa yayılır.

4. MacrodactylyEl ve Ayak parmaklarının aşırı iri oluşu.

5. Bu hastalığın adını bulamadık.

6. Progeria Hastalığı

7. Epidermodysplasia Verruciformis hastalığı.

8. Maggot Infestation hastalığı.

9. Polymelia Sendromu

10. Diprosopus Sendromu

11. Haemangioma

12. Haemangioma

13. Cutaneous Horns Korn kutaneum (deride boynuzsu çıkıntı), uzunluğu birkaç milimetre ile birkaç santimetre arasında değişen, boynuzumsu görünümde hiperkeratotik lezyonlardır. Korn kutaneum sıklıkla yüz, kulaklar ve güneş gören diğer alanlarda görülür.