Zeytin Yağına Biraz Tuz Katın … Ağlarınıza 5 Yıl Boyunca Son Verin….

Zeytin Yağına Biraz Tuz Katın … Ağlarınıza 5 Yıl Boyunca Son Verin….
Bu pratik tedavi yöntemi sayesinde ağrılara veda edeceksiniz İnşallah! Zeytinyağı ve tuz karışımı ile eklem ağrılarına son!

Özellikle baş, boyun ve eklem ağrıları insan yaşamını oldukça kötü etkiler. Bu sorunu doğal malzemelerle çözebilirsiniz. Size vereceğim bu basit tarif sayesinde 5 sene ağrı derdi yaşamayacaksınız! İddialı biraz ama yapan herkesin ortak görüşü bu şekilde, güvenin!

Sadece 10 yemek kaşığı kaliteli tuza ve 20 yemek kaşığı zeytinyağına ihtiyacımız var. Zeytinyağı Tuz Karışımı ile önümüzdeki 5 sene ağrı çekmeyin! Tarif: Bu tarifi hazırlamak için çok da çaba sarf etmenize gerek yok. Tek yapmanız gereken cam bir kapta malzemeleri karıştırın. Ağzını sımsıkı kapatınca iki gün içinde karışımınız açık renkli olacaktır.

Uygulama: Tercihen sabahları karışımı ağrıyan bölgeye sürün. Ovalayarak yedirin. Eğer baskı oluşuyorsa ve dayanamıyorsanız, 2-3 dakikayla başlayın ve yavaşça bu dakikayı arttırın. Uzmanlar 20 dakikalık masajın yeterli olduğunu söylüyorlar. Ardından nemli bir havluyla hafifçe silin.

Teniniz eğer tahriş olursa bebek pudrasını tahriş olduğunuz bölgeye rahatlatmak için sürebilirsiniz. 10 Gün içinde, karışım cildinize etki etmeye, kıkırdak ve kemik bağlarındaki kaslarınız yenilenmeye başlayacak. 8-10 gün arasında ciddi değişiklikler göreceksiniz!

Tedaviyi uygularken ağrınız tamamen kaybolacaktır. Sağlıklı kan akışına ve keskin görüşe sahip olacaksınız. Vücudunuz toksinlerden arınacak ve metabolizmanız en sağlıklı haline ulaşacak. Almanya’da yapılmış olan araştırmalar sonucunda felçli uzuvların tedavisinde kullanılacak en doğal yöntem turşu tuzu ve zeytinyağıdır.

Yalnızca felç problemlerinde değil romatizma ve kırık sonrası hareketsiz ve cansız organların iyileştirilmesinde de kullanılır. Deneylere dayanılarak yapılan araştırmalar sonucunda ayak parmakları felç olan bir

hastanın bu karışımı uyguladıktan sonra parmakları eski haline dönmüştür. Bu sebepten dolayı bu karışımı yakınımızda felç problemi yaşayan akrabalarımıza, arkadaşlarımıza da önerebiliriz. Zeytinyağı ve Turşu Tuzu İle Felç Kürü Nasıl Yapılır?

Malzemeler:1 litre doğal saf zeytinyağı Yarım kilo turşu tuzu.1 litre doğal yani saf zeytinyağı ile yarım kilo turşu tuzu bir kabın içerisine alınarak iyice karıştırılır. Sizin açınızdan kolay ve pratik olması için 2 buçuk litrelik pet şişelerin içerisinde malzemeleri karıştırabilir ve muhafaza edebilirsiniz.

Karışımın güneş görmesini sağlamak amacıyla uygun bir alan bulun.Bulduğunuz alan sizin kolay ulaşabileceğiniz bir alan olmalıdır. Bunun sebebi karışımı gün içinde çalkalayıp tuzun iyice yağın içinde erimesini sağlamaktır. Hava sıcaklıklıkları ortalama 25-30 dereceyken 10 gün karışımın güneşte kalması yeterlidir.

Zeytinyağı ve turşu tuzunu karıştırıp hazır hale getirdikten sonra güneşli bir ortamda güneş kremi sürer gibi felçli bölgeye karışımı sürmelisiniz. Karışımı sürdükten hemen sonra felçli bölgede oluşacak hareketlenmeye herkes şaşıracaktır.

Karışım yarım saat boyunca güneşte kaldıktan sonra ılık su ile yine masaj yapar gibi bölge yıkanır. Bu karışımı haftada 3 defa uygularsanız yeterli olacaktır. Hem yapılışı hem de uygulanışı kolay olan bu formülün etkilerini başkalarıyla da paylaşınız.

 

Kuaförler Bunun Bilinmesini İstemiyor,Saçlarınıza Doğal Boya Yapmak İçin Basit Formül

Hassaslığı, kırılganlığı, çabuk yıpranması, hemen her hava koşulundan olumsuz etkilenmesi nedeniyle bakıma en çok ihtiyaç duyan yerlerimizden biri saçlarımız.Dökülmesinden tutun da uçlarının kırılmasına, yeterinde gür olmamasından çok hızlı yağlanmasına kadar hemen herkesin farklı farklı da olsa en az bir sorunu var bu konuda. İşin içine bir de saç boyaları girince saç sağlığı daha da tehlikeye girebiliyor, özellikle içinde çeşit çeşit kimyasal bulunan boyalar saçları hızlıca yıpratıyor. Bu videoda sizlere doğal malzemeler kullanarak saçlarınıza birçok bakımı nasıl kolay bir şekilde yapabiliceğinizi derledim. Kahve ile Saçlarınıza Doğal Boya Nasıl Yapılır? adlı videoyla iyi seyirler.

Eklem Ağrılarınıza çözüm limon kabuğu,sonuçlarına inanamayacaksınız

Ayrıca bazı yakın zamanlı çalışmalar limonun kansere karşı dahi etkili olabileceğini gösterdi. Limonun bazı faydaları arasında yüksek C, A, B1 ve B6 vitamini içeriğiyle magnezyum, biyoflavonoid, pektin, folik asit, fosfor, kalsiyum ve potasyum içeriği bulunmakta. İçeriğinin dışındaki yararları ise bağışıklık sisteminin güçlenmesine yardımcı olması, mideyi ve karaciğeri koruması, cildin serbest radikaller tarafından erken yaşlanmasını yavaşlatmasıdır.

Çoğu insan bunu bilmez ama limonda bulunan yararlı besin maddelerinin neredeyse yarısı limonun kabuğunda bulunur. Acımsı tadından dolayı, çoğu insan kabuğunu atıp yalnızca meyvenin suyunu kullanır. Ancak limonun kabuğunu attığınızda aslında genel sağlığınıza iyi gelecek ve hatta eklem ağrısıyla mücadele edecek çok sayıda besin maddesini de atmış olursunuz.

Limon kabuğu C vitamini, sitrik asit, malik asit, formik asit, hesperidin ve pektinin yanı sıra limon yağı, sitronella ve phellandrene gibi çok önemli besin maddeleri ihtiva eder. Limon kabuğunun çok güçlü özellikleri bulunur ve yüksek ateşle mücadelede yardımcı olan güçlü bir antiseptiktir.

Aslında limon kabuğunda bulunan esans yağlarının kan damarlarını rahatlatıp ağrı hissini önemli ölçüde azaltan iltihap sökücü bir etki yaparak eklem ağrılarını azalttığı gösterilmiştir. Şimdi herkes limon kabuğunun faydalarını öğrendiğine göre, gelecek sefer limonata yaparken kabukları atmayacağınızdan eminiz.

Eklem ağrısını dindirmek için kabuktan tam fayda almak istiyorsanız, aşağıdaki tarifleri deneyin. Malzemeler Doğal sızma zeytinyağı 2 büyük organik limon Okaliptüs yaprakları Kapaklı küçük bir kavanoz Temiz bir sargı bezi

Hazırlanışı; *Limon kabuklarını kavanozun içine koyun ve kabukları tamamen kaplayacak kadar zeytinyağı ekleyin. *Okaliptus yapraklarını koyun. Kavanozu sıkıca kapatın ve karışımı iki hafta bekletin. *İki hafta geçtikten sonra, karışımınızı sargı bezinin üzerine dökün ve ağrı duyduğunuz bölgenin üzerine yerleştirin. İdeal olarak bu tedaviyi gece uygularsanız bu merhem siz uyurken cildinize iyice işleyebilir.

HİLELİ GIDADA EN BÜYÜK TEHLİKE SÜTTE!

Sütten peynire, baldan, baharata yediğimiz her ürüne hile karışıyor. İnsan sağlığını hiçe sayan hileli gıda üreticilerine verilen komik cezalar ise caydırıcı olmaktan çok uzak.

Dünya Tüketici Örgütü’ne (WCO) göre ekonomik büyüklüğü tüm dünyada 50 milyar dolar civarında olan hileli gıda sektörünün Türkiye’deki büyüklüğü ise 10 milyar TL’yi aşıyor.

Bu ürünleri üreten firmalara verilen ceza ise büyüklüğü ne olursa olsun yalnızca 18 bin TL. TMMOB Gıda Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Zafer Şenyurt, 18 bin TL ceza kesilmesinin caydırıcılıktan uzak olduğunu vurgulayarak, “Et, süt, peynir, zeytinyağı, bal, baharat.. Hile yapılmayan ürün neredeyse yok. Ancak etkin bir mücadele de yok” dedi. Hileli ürün ürettiği veya sattığı tespit edilen firmalara uygulanacak cezai yaptırımların yeniden düzenlenmesi gerektiğini ifade eden Şenyurt, “Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’na ve ilgili birimlerine önemli görevler düşüyor. Mevzuatta yer alan eksiklikler en kısa sürede giderilmeli” diye konuştu. Türkiye’de faaliyette bulunan yaklaşık 652 bin onaylı ve kayıtlı işletme varken, bu işletmeleri denetlemekle görevli denetçi sayısı yalnızca 6 bin 404.

“Denetimlerin gerek nicelik, gerekse nitelik açısından yeterli olduğu söylenemez. Denetçi sayısı, işletme sayısı dikkate alındığında mevcudun en az iki katı olmalıdır” diyen Şenyurt, denetim kriterlerinin yeniden ele alınması ve denetçi niteliklerinin artırılması gerektiğini aktardı. Anlamak zor Şenyurt, “Bazı ürünlerde görsel ve duyusal olarak farkı anlamak zor da olsa mümkün olabilse de çoğunda analiz yapılmadan anlamak mümkün değildir. Bu nedenle denetimler son derece önemli” diye konuştu. Gıda mühendisleri denetimde yok gibi Şenyurt, kayıt dışılığın yaygınlığı açısından gıda sektörünün ikinci sırada yer aldığını söyledi. Şenyurt’a göre faaliyetteki kayıtlı işletmeleri denetleyen 6 bin 404 kişilik kadro içerisinde gıda mühendislerinin payı yalnızca 2 bin 237.

Bu durumdan dertli olan gıda mühendisleri, meslek alanlarını ilgilendiren konularda bile yeterince rol alamadıklarından yakınıyor. Gıda güvenliğinin tüm dünyanın ele aldığı önemli bir konu olduğunu ve bu konuda üzerilerine düşeni yapmak istediklerini söyleyen Şenyurt, “20 bine yakın üyesiyle Gıda Mühendisleri Odası olarak görev ve sorumluluk almaya hazırız. Konuyla ilgili GTHB ilgili birimleriyle ve belediyelerle ortak çalışmalar yapabiliriz. Öncelikle meslek alanımızı ilgilendiren konularda etkin rol almak istiyoruz. Yurttaşlarımızın bilinçlendirilmesi son derece önemlidir” diye konuştu.

Jelatinli yoğurt Türkiye Ziraatçılar Derneği’nin (TZD) tespit ettiği gıdada hileli yöntemler şöyle: * Yoğurda bitkisel yağ ve jelatin katılıyor, jelatin, domuzun deri veya kemiklerinin kaynatılmasıyla elde ediliyor. * Yağlı tulumpeynirine bitkisel yağ ve nişasta; yağlı eritme peynirine bitkisel yağ karıştırılıyor. * Şekere tekstil boyası, yumuşak şekere domuz jelatini ve tekstil boyası karıştırılıyor. * Tavuk kemikleri öğütülüp salama katılıyor. * Kaçak çaylar, kimyasal renklendiriciler hatta domuz kanıyla renklendiriliyor. * Yüzde 100 dana eti diye satılan sucuklarda at, eşek ve kanatlı eti kullanılıyor. * Uzun soyulmuş sosise kanatlı eti, yabancı doku ve iç organ katılıyor.

En büyük tehlike sütte En çok hile yapılan ürün grubunun yüzde 35 ile süt ürünleri olduğunu, yaygın olarak tereyağı ve peynirin başı çektiğini anlatan Gıda Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Zafer Şenyurt, ikinci sırada ise yüzde 22 ile et ürünlerinin bulunduğunu dile getirdi. Şenyurt, “Zeytinyağı hileleri yüzde 12 ile üçüncü sırada yer alırken, yüzde 11 katkı maddelerinde, yüzde 10 balda, yüzde 10 baharat ürünlerinde hile yapıldığı tespit edildi” diye konuştu. Tüketicinin bu hileleri anlamasının neredeyse imkânsız olduğuna işaret eden Şenyurt, “Yurttaşlarımıza öncelikle mümkün olduğunca ambalajlı ürünleri tercih etmelerini, güvendikleri firmaların ürünlerini almalarını, aldıkları ürünlerin etiket bilgilerini mutlaka kontrol etmelerini öneririz.

Meyve sebze ürünleri dışında gıda ürünlerinin neredeyse tamamının ambalajsız olarak satılması mevzuata aykırıdır. Meyve sebzelerde de sağlığı tehdit edebilecek önemli riskler mevcut. Kimyasal kalıntı riski bunların başında geliyor. Halk pazarlarında satılan açık ürünler de gıda güvenliği açısından son derece riskli. Üretim koşulları ve menşei bilinmeyen ürünlerden uzak durulmasını öneriyoruz” dedi.

Gerekli Resmi Belgeler için Tıklayın..

Tehlikenin Farkında mısınız? Pideyi sıcak yemeyin! Soğuk suyla oruç açmayın. Çünkü…

Ramazan’ın simgesi olan pideyi sıcak sıcak yemek en sevdiğimiz şeydir. Üstelik uzun süren açlık sonrası soğuk suyla oruç açmak oldukça cezbedicidir. Ancak bu yeme-içme tarzı sağlığımız için oldukça tehlikeli, biz değil uzmanlar söylüyor…

Uzmanlardan önemli açıklama: Pideyi sıcak yemeyin! Soğuk suyla oruç açmayın

Ramazan boyunca yanlış beslenme metabolizmanızı yavaşlatabilir aynı zamanda halsizlik, baş ağrısı, hazımsızlık ve mide bulantısı gibi birçok sağlık problemini ortaya çıkarabilir. Bu sebeple 30 gün boyunca doğru beslenmek son derece önemli.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Sıla Bilgili, oruç tutanların sağlıklarını korumaları için bu hatalardan kaçınmaları gerektiğini söylüyor:

Pideyi sıcak yemeyin:

iStock-688910650

Sıcak pide hazımsızlık sorununu ortaya çıkarır. Aynı zamanda sıcak pide yemek yemek borusunu ve ağız içini tahriş edebilir. Pideyi sadece tadımlık olarak tüketmeye de özen gösterin. Çünkü özellikle un ve şeker gibi basit karbonhidrat içeren pide gereğinden fazla yenildiğinde hipoglisemi ile hiperglisemi riskini yükseltiyor. Bu da insülin direncini artırarak karın bölgesi yağlanmasına sebep oluyor. Bunların yanı sıra pide basit karbonhidratlı olması nedeniyle posa içeriği düşük olduğu için bağırsak hareketleri de yavaşlıyor ve kabızlık gelişiyor.

Hızlı yemek, çorbayı ve çayı kaynar içmek

iStock-892452406

Yapılan araştırmalarda hızlı tüketilen yemeklerin ve çok sayıda içilen sıcak çayın yemek borusu ile ağız içi kanserine yol açtığı yönünde bulgular tespit edilmiş. Bu nedenle iftarda sıcak çorba içmekten veya iftar sonundasıcak çay tüketmekten kaçının. Bu riskin azalması için yemeğinizi soğutarak, çayınızı da ılıtarakiçmeye özen gösterin. Hazımsızlık ve reflü gibisorunların gelişimin önlemek için de yemeklerinizi mutlaka iyi çiğnenip, yavaş tüketmeye de dikkat edin.

“Çay ve kahve suyun yerini tutar” diye düşünmek

iStock-653759148 (1)

Su içmek için susamayı beklemeyin. Öğün aralarında tüketeceğiniz suyun 2-2,5 litreyi bulmasını asla ihmal etmeyin. Aksi halde ciltte kuruma, kabızlık gibi sindirim problemleri, kas krampları, yorgunluk ve sıcaklık hissigibi sorunlar gelişebiliyor. Bunların yanı sıra yeterli sıvı almanız dengeli bir kan basıncı için de son derece önemli. Çay ve kahve gibi kafeinli içeceklerin suyun yerini tutacağı hatasına da düşmeyin. Çünkü çay ve kahveyi fazla tüketmek çarpıntıya neden olurken, ayrıca kafeinin idrar söktürme özelliği nedeniyle idrarla sıvı kaybı artıyor. Tüm bunların yanında çay ve kahveyle alabileceğiniz krema ve şeker de kilo kontrolünü zorlaştırıyor.

Orucu buz gibi bir suyla açmak

iStock-543578712

Vücuttaki su oranı yüzde 1 azaldığında susuzluk hissi gelişiyor. Oruç tutarken susuzluk nedeniyle boğaz kuruyor ve bunun sonucunda iftarda ilk olarak doğrudan soğuk su içmek istiyoruz. “Ancak çok soğuk su veya buzlu meşrubat içildiğinde veya aşırı soğuk yiyecekler yenildiğinde, bunların temas ettiği doku hücrelerinin düzeni bozuluyor. Bu hücreler öldükleri veya devre dışı kaldıkları için vücudun savunma mekanizması olumsuz etkileniyor ve mikroplar iyi bir üreme ortamı buluyor.” diyen Beslenme ve Diyet Uzmanı Sıla Bilgili,bunun sonucunda bademcik, mide, idrar yolu ve akciğer gibi organlardaenfeksiyon gelişebildiği uyarısında bulunuyor.Sağlığınızı riske atmamak için orucu soğuk suyla açmak yerine 8-10 derecede olan suyla açmanız daha doğru olacaktır.

“Sahura kalkmama gerek yok” demek
Oruç tutarken sahur ana öğünlerinizden biri olacaktır ve kahvaltı öğününüz yerine geçecektir. O yüzden “sahura kalkmama gerek yok” diyorsanız, gün içerisinde halsizlik, yorgunluk, düşük kan şekeri, konsantrasyon problemiyle karşı karşıya kalabilirsiniz. Sahurda doygunluğun daha uzun süreli olmasını sağlamak için yumurta, peynir, süt gibi protein içeriği yüksek besinleri tercih edin. Daha enerjik, zinde hissetmek ve olası kabızlığı önlemek için tam tahıllı, çavdarlı ekmek veya yulaf gibi kompleks karbonhidratlı besinleri tüketmeye özen gösterin. Söğüş, salata ve meyve tüketimi de tokluk hissi, sindirim sistemi çalışması ve kan glikozu kontrolü için önemli olan bir grubu oluşturuyor.

İftarı tek öğün şeklinde yapmak

iStock-697128256

İftarda boş mideye birden yüklenmemek gerekiyor. Çünkü mideye aniden yüklenmek iftar sonrası hazımsızlığa ve reflüyeyol açabiliyor. Orucu su ile açıp, ardından kuru kayısı veya hurma ile devam edebilirsiniz.İftarı 2 öğün şeklinde yapın. İftar yemeğine çorba ile başlayıp 15-20 dakika ara verdikten sonra ana yemeğe geçebilirsiniz. Ana yemek olarak da çok yağlı ağır yemekler yerine ızgara, haşlanmış veya fırınlanmış et, tavuk ya da balık yemekleri veya kurubaklagilya da zeytinyağlı sebze yemeklerini tüketin. Aksi takdirde yüksek kan şekeri, yüksek tansiyon ile kalp hastalıkları riski artabiliyor.

Aç karnına egzersiz yapmak
Aç karnına spora başlandığında vücudun kan şekeri seviyesi çok düşüyor. Oruç tutulan süreçte spor sonrasında toparlanmayı sağlayacak bir besin grubu tüketilememesi nedeniyle egzersiz yapmak içiniftar sonrasınıbeklemek gerekiyor. İftardan 1.5-2 saat sonra yapacağınız hafif tempolu bir yürüyüşün, yavaşlayan metabolizmayı hızlandırmak, kilo alma eğilimini engellemek ve besinlerin sindirimine yardımcı olmak için etkili olduğu gerçeğini göz ardı etmeyin.

Sıvı kaybını önlemek için aşırı meşrubat tüketmek

iStock-641323074

Ramazan’ın yaz mevsimine denk gelmesiyle hem havanın sıcaklığı hem de oruç tutma süresinin uzun olması susuzluğu daha fazla arttırıyor. Susuz kalındığı için “sıvı alımına dikkat edeyim” derken yanlış seçimler yapılabiliyor.“En saf, katkısız ve doğal içecek sudur.”diyen Beslenme ve Diyet Uzmanı Sıla Bilgili şu önerilerde bulunuyor: “Maden suyu gibi gazlı içeceklerin tercih edilmesinde sakınca yok, ancak asitli içeceklerin, hazır meyve sularının, şekerli kompostoların ve şerbetlerin boş enerji kaynağı olduğu ve vücuda hiçbir faydasının olmadığını unutulmamalı”

Ramazan’da sindirim sorununuz varsa, tuvalete çıkamıyorsanız bu bitki tam size göre

Ramazan ayında, oruç tutulan sürenin sıcak günlere denk gelmesi ve uzun olması ayrıca beslenme alışkanlıklarındaki değişiklikler vücutta kabızlık, şişkinlik ve gaz problemlerinin yaşanmasına neden olabilir.

Ramazan’da sindirim sorununuz varsa bu bitki tam size göre

Ramazan’da en sık karşılaşılan sorunlardan olan sindirim sistemi rahatsızlıkları, doğal besinlerle kolay şekilde çözümlenebilir.

Uzmanlar, vücudun yeni bir beslenme düzenine geçmesiyle ortaya çıkan sorunları dost bakteriler olarak adlandırılan probiyotiklerle aşmanın mümkün olduğunu belirtiyor.

Ramazanda uzun süre aç kalmanın ve gıdaları yeteri kadar çiğnememenin gaz, şişkinlik, hazımsızlık gibi sindirim sorunlarına sebep olacağını belirten uzmanlar, özellikle sahur öğününde tercih edilecek besinlerin doyurucu gücünün oldukça önemli olduğunu vurguluyor.

Zerdeçal mucizesi

Ramazan ayında oruç tutan çoğu kişinin şikayet ettiği sindirim sorunları, halsizlik ve ağız kokusu gibi rahatsızlar, doğadaki şifalı bitki taze zerdeçal yardımıyla ortadan kaldırılabilir.

Hemen her yemekte kullanılabilen zerdeçal, başta sindirim sorunları olmak üzere birçok sağlık sorununa çözüm olabilir. Çay olarak veya çiğnenerek tüketilebilin zerdeçal, kahvenin içine karıştırıldığında ise halsizliği önler.

Sağlıklı Beslenme ve Diyet Uzmanı Taylan Kümeli, sindirim problemlerinin Ramazan’daki sık yaşanılan 3 sorundan biri olduğunu belirterek, diğerlerinin ise halsizlik ve ağız kokusu olduğunu söyledi. Kümeli, tüm bu problemlerin çözümünün ise, taze zerdeçal olduğunu kaydetti.

Günlük 6-8 gram zerdeçal

Doğanın mucize bitkilerinden zerdeçal, Ramazan ayı boyunca dozunda (günlük kullanım miktarı 6-8 gram) ve düzenli tüketildiği takdirde de sindirim problemlerini önleyebilirsiniz.

İşte Taylan Kümeli’nin su kaybı, ağız kokusu ve enerji için önerdiği zerdeçallı ağız gargarası ve limonata.

Taze zerdeçallı limonata

  • 2 yemek kaşığı rendelenmiş taze zerdeçal
  • 1.5 adet misket limonu suyu
  • 4 bardak soğuk su
  • 4 çorba kaşığı bal
  • İsteğe bağlı; 1 adet portakalın suyu

Tüm malzemeleri bir sürahide karıştırın. Yapımı bu kadar basit olan limonatayı, bol buz ile tüketebilirsiniz.

Taze zerdeçallı ağız gargarası

  • Yaklaşık 2.5 cm büyüklüğünde soyulmuş ve rendelenmiş bir parça taze zerdeçal.
  • 250 ml su
  • 1 çay kaşığı karanfil
  • Birkaç damla ferahlık vermesi için istediğiniz bir esansiyel yağ

Taze zerdeçalı ve karanfili suya ekleyin, bir taşım kaynatın ve 10 dakika soğumaya bırakın.

Süzdükten sonra istediğiniz esansiyel yağı ekleyebilirsiniz. Buzdolabında saklayın.

Not: Kullanırken ağzınızda en az 1 dakika tutmaya özen gösterin.

Hem Yürüyüş Yapar Hem De Bu Karışımı Sabah Aç Karnına İçerseniz 2 Haftada Böyle Forma Gireceksiniz

Kilo vermek, kilo almaktan çok daha zordur.

İnternette veya televizyonda kısa sürede hızlı kilo vermenizi sağladığı iddia edilen gerçeklikten uzak diyetlerle karşılaşmışsınızdır. Kilo vermenin kuralı basittir. Sağlıklı beslenmeli ve düzenli olarak spor yapmalısınız.

Sizlere sağlıklı beslenme dahilinde güzel bir içecek tarifi sunacağız.

Tarçın, organik limon ve bal karışımı vücudunuzda harikalar yaratıyor. Organic Tips’ten aktarılanlara göre düzenli olarak spor yapmanız halinde bu tarif size kilo da verdiriyormuş.

Malzemeler:

  • Bir yemek kaşığı bal
  • Yarım limonun suyu
  • Bir çay kaşığı tarçın
  • Bir bardak sıcak su

Hazırlanışı:

Limon suyu ve balı boş bir bardakta karıştırın. Ardından üstüne tarçın ekleyin. Son olarak da bardağa sıcak su ekleyin.

Ne zaman içilmeli?

Karışımı sabah aç karnına içmeniz gerekiyor.

Kilo vermeye yardımcı içecek

BBC’den aktarılanlara göre limon suyu, yağ yakımını hızlandırarak fazlalıklarınızdan kurtulmanızı sağlıyormuş. Öte yandan limonda bulunan pektin lifi tok hissetmenizi sağlar.

Öte yandan sindirimi yavaşlatan pektin daha iyi hissetmenizi sağlar. Yapılan bir çalışmada, sitrik asit ve pektin lifinin yemek yedikten sonra vücudun şeker alımını yavaşlattığı görüldü.

Bal, doğal tatlandırıcı görevi gördüğünden ve kan şekeri seviyesini dengelediğinden belli aralıklarla tüketilmelidir. Balda bulunan mineral ve vitaminler de metabolizmanızı hızlandırmaktadır.

Tarçında yer alan sinamik aldehit ismindeki bir madde kalori yakımını sağlar. Michigan Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmada tarçının sabah saatlerinde tüketilmesi halinde metabolizmayı uyarıp çalıştırdığı ve yağ yakımına yardımcı olduğu görüldü.

Karışımın yararlı olduğu bilimsel olarak kanıtlansa da eğer spor yapmıyorsanız ya da en azından bazı günler yürüyüşe çıkmıyorsanız, karışımın size aniden kilo verdirmesini beklememelisiniz.

Karışımı herkesle paylaşmayı unutmayın!

Et Benleri için 5 Doğal Tarif (Patır Patır Dökülecek)

Et benleri için sizlerle paylaşacağım 5 doğal tarif ile vücudunuzun neresinde olursa olsun et benlerini patır patır dökecek ve benlerin olduğu bölgeyi pürüzsüz bir hale getirecek. Hemde vereceğim tariflerin uygulaması son derece basit ve evde uygulanabilecek doğal tedavi yöntemleridir.

Et Benleri için 5 Doğal Tarif (Patır Patır Dökülecek)

Et benleri bir çok insanda görülebilir ve vücudun her yerinde çıkabilir. Cildin katmanlarında oluşan deformasyon sonucu oluşan et benleri, deformasyona uğrayan yerin daha fazla gelişmesinden kaynaklanan bir cilt sorunudur.Et benlerinin oluşma nedenleri arasında genetik, hormonal düzensizlik gibi nedenler vardır.

Et Benleri

Neden her ne olursa olsun vücudunuzdaki et benlerinden kurtulmanın doğal yollarla kurtulma yöntemlerini denediğinizde vücudunuzdaki et benlerinden kurtulabilirsiniz. Son olarak teknoloji ve tıbbın çok ilerlemesi ile et benlerinden doktor vasıtası ile de kurtulmak artık çok kolay.

Et Benlerinden Kurtulmak için En Etkili 5 Yöntem

Et benleri için sizlere 5 adet doğal yöntem paylaşacağım. Bu yöntemler tamamen bitkisel yöntemler olduğu için cildinize hiç bir zarar vermez. Bu nedenle gönül rahatlığı ile deneyebilir ve et benlerinden kurtulabilirsiniz. Lafı çok uzatmadan et benleri için 5 doğal tarife başlıyorum.

Et Benleri için Limon Suyu Yöntemi

Limon suyunun asitli yapısı ve pH düşürücü etkisi ile et benlerinden kolayca kurtulabilirsiniz. Bu doğal yöntem için gerekli malzemeler ise şöyle;

  • Yarım su bardağı su
  • 1 adet limon
  • Bir parça pamuk

Nasıl Uygulanır?

Et Beni Limon

  • Yarım bardak su içerisine 1 adet limonun suyunu sıkın.
  • Ardından bir parça pamuğu limon suyuna batırın ve et benini silin.
  • Et benleri için bu doğal yöntemi her gün 2-3 kez tekrarlayın.
  • Yaklaşık olarak bir ay içerisinde et benlerinin döküleceğini gözlerinizle göreceksiniz.

Et Benleri için Elma Sirkesi Yöntemi

Et Benleri için sirke

Et benlerinden kurtulmak için elma sirkesi yöntemini de deneyebilirsiniz. Ancak elma sirkesinin doğal olmasına özen göstermelisiniz. Elma sirkesi içerisinde bulunan asit sayesinde et benleri patır patır dökülecek ve kolayca kurtulabileceksiniz. Elma sirkesinin daha etkili olmasını istiyorsanız biraz ısıtabilirsiniz.

Malzemeler:

  • Sirke (organik)
  • Pamuk

Nasıl Yapılır?

  • İlk olarak elma sirkesini ısıtın.
  • Cildinizi yakmayacak kadar ısındıktan sonra bir parça pamuğu elma sirkesine batırıp et benlerini silin.
  • Bunu günde 2-3 kere tekrarlayabilirsiniz.
  • Ayrıca elma sirkesi ile sildiğiniz yeri sonrasında yıkamayınız.
  • Bir aya kalmaz et beninin düşeceğini göreceksiniz.

Et Benleri için Aspirin Tedavisi

Et benleri için en etkili yöntemlerden biriside aspirin yöntemidir. Eczanede satılan aspirinler ile et benlerinden kolayca kurtulabilirsiniz. Diğer yöntemlere göre daha hızlı ve etkilidir.

Et Benleri için Aspirin

Nasıl Yapılır?

  • İlk olarak bir adet aspirini bir kaç damla su ile eritin.
  • Çamur haline gelen aspirini et beninin üzerine sürün ve bir yara bandı ile üstünü kapatın.
  • 2-3 saat boyunca bu şekilde bekletin.
  • Bir hafta düzenli olarak günde 1-2 defa tekrarlarsanız. Birinci haftanın sonunda et benlerinin kaybolacağını göreceksiniz.

Et Benleri için Hint Yağı Yöntemi

Aktardan satın alacağınız organik Hint yağı ile vücudunuzdaki et benlerine elveda diyebilirsiniz. Et benleri için doğal tedavi yöntemlerinden birisi olan bu yöntem de oldukça etkilidir.

Et Benleri için Hint Yağı

Gerekli Malzemeler:

  • Organik Hint Yağı
  • Karbonat

Nasıl Yapılır?

  • Eşit miktarda Hint yağı ile karbonatı karıştırın.
  • Elde ettiğiniz karışımı karıştırın.
  • Karışımın çamur kıvamında olması gerekiyor.
  • Son olarak et beni üzerine sürün ve bir bant ile üstünü kapatın.
  • Günde 1-2 kere uygulayabilirsiniz. Kısa süre içerisinde et benlerinin döküleceğini göreceksiniz.

Et Benleri için Ananas Tedavisi

Et benleri için geldik son yöntemimize. Bu yöntemde ananas suyundan faydalanacağız. Ananas içerisinde bulunan gromolein enzimi ciltteki et benlerini küçültmeye ve yok etmeye yönelik olarak kullanılır. Aynı zamanda bu enzim iltihabı da kurutur.

Malzemeler:

  • Ananas
  • Yarım limon
  • Pamuk
  • Yara bandı

Nasıl Yapılır?

  • Et benine yetecek kadar ananası püre kıvamına getirin.
  • Üstüne yarım limonu sıkın ve elde ettiğiniz karışımı et beni üzerine sürün.
  • Daha sonra üstünü bir yara bandı ile kapatın.
  • Düzenli olarak bu yöntemi uyguladığınızda et benleri patır patır dökülecektir.

Et benleri için sizlerle paylaşacağım aşağıdaki videoda da yukarıda yazılı olan yöntemlerin hepsi görsel olarak anlatımı mevcuttur. Dilerseniz bu yöntemleri videoyu izleyerek de uygulayabilirsiniz.

Bu ve bunun gibi cilt sorunları ile alakalı yazılarımızı okumak ve videolarına göz atmak isterseniz cilt sorunları sayfamızı ziyaret edebilirsiniz. Ayrıca bu yöntemler ile ilgili sorularınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizlere yazabilirsiniz.

Göğüslerinize Lahana Sararsanız Ne Olur? Mucize Etki!!!

Lahana Yaprağının İnanılmaz Etkileri Hanımlar Bunları Duyunca İnanamayacaksınız

Lahana yaprakları vücudumuzdaki belirli bölgelerdeki ağrılara da çok iyi gelir. İşte lahananın iyi geldiği ağrılar.

1- Darbelere bağlı şişliklere lahana yaprağı çok faydalıdır

İstemsiz olarak vücudunuzda herhangi bir yerinizi çarptınız ve şişti.. Hemen o bölgeyi lahana yaprağı ile sarın ve bir bandaj ile iyice sıkın. El ayak bilek bacak gibi bölgelerdeki şişlerin bir gecede geçtiğini göreceksiniz. Eğer tedavinin daha kısa sürmesini istiyorsanız buz ile uygulayın.

Göğüslerinize Lahana Sararsanız Ne Olur ! ile ilgili görsel sonucu

2- Tiroid bezine lahana yaprağı çok faydalıdır

Sindirim sistemi, büyüme hormonlarının ve metabolizmanın işleyişinde tiroid bezi son derce önemlidir. Tiroid bezindeki anormalliklerin düzenlenmesi için doğal yöntemler vardır. Bu yöntemlerin başında ise lahana yaprağı gelir. Akşamları yatmadan önce lahana yaprağını boğazınıza sarın ve uyuyun.

Göğüslerinize Lahana Sararsanız Ne Olur ! ile ilgili görsel sonucu

3-Baş ağrısına lahana yaprağı çok faydalıdır

Eğer sabah kalktığınızda dayanılmaz bir baş ağrısı ile uyanıyorsanız gözlerinizde sorun olabilir ve doktora gitmeniz önerilir. Ancak baş ağrısı stres ve yorgunluğa bağlı ise kafanıza lahana yapraklarını koyun ve düşmesini önlemek için şapka takın. Bir haftada etkisine inanamayacaksınız.

Göğüslerinize Lahana Sararsanız Ne Olur ! ile ilgili görsel sonucu

4- Emzirmeye bağlı göğüs ağrısına lahana yaprağı çok faydalıdır

Emzirmeye bağlı oluşan göğüs ağrılarından doğal yöntemle kurtulmak mümkün.Taze lahana yapraklarını gögüslerinize koyun ve sütyen ile uyuyun. sabah kalktığınızda kendinizi çok iyi hissedeceksiniz. Haftada 2-3 gün bu lahana yaprağı tedavisini uygulamanız sizi göğüs ağrılarınızdan kurtaracaktır.

2-3 yaprak beyaz lahana

2 su bardağı su

Merhabalar sizlerle Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu nun lahana kürünü paylaşmak istiyorum. Bu kür sayesinde hem hızlı hemde sağlıklı şekilde zayıflayabileceğiz. Bu kür yağ hücrelerinden toksin attırdığı gibi daha birçok faydaya sahip. Ayrıntılı bilgi için Prof. Dr Ibrahim Saraçoğlu nun sitesini ziyaret edebilirsiniz. Şimdi gelelim tarife. . .

Öncelikle;
Tencereye 2-3 yaprak lahana koyulur üzerine su ilave edilir ve 15 dk kaynatılır. Rengi iyice suya çıkan lahanalar çıkarılır ve suyu ılımaya bırakılır. Günde 2 kez sabah ve akşam lahananın suyu içilir. Hergün günlük yapılması gerekmektedir.

5 gün sabah akşam bir su bardağı içilir.

3 gün ara verilir

5 gün sabah akşam bir su bardağı içilir ve kür tamamlanmış olur. Ben birçok faydasından dolayı senede iki kez bu kürü uyguluyorum ilk iki günden sonra cildinizin yağ attığını fark edeceksiniz, kürün yanı sıra bol miktarda su içip vücudunuza toksinlerden arınması için yardımcı

Oruç Tutacaklar Dikkat Mutlaka Yiyin

Oruçluyken acıkmamak için ekmek yerine bunu yiyorlar Türkiye’nin fitoterapi alanında eğitim alan ilk tıp doktorlarından Fitoterapi Uzmanı Dr. Ümit Aktaş, Ramazan ayında doğru beslenme ile ilgili önerilerini paylaştı. Gösterişli iftar sofralarından

iStock-930726176

kaçınılması gerektiğini belirten Dr. Aktaş, “Karbonhidratlı besinler kan şekerini hızla yükseltip düşürdüğü için gün içinde daha çok acıkırız.

Bu nedenle bu besinleri tercih etmemeli, sahurda hamur işleri ve ekmekten uzak durmalıyız” dedi.Ramazan ayı boyunca yediğimiz besinlere dikkat etmemizin önemine dikkat çeken Dr. Ümit Aktaş, “Sahurda bol proteinli yiyecekler ve yağ tüketin.

Sahurda tereyağında yumurta iyi bir seçenek olacaktır. Yanında bol zeytinyağlı zeytini tercih edebiliriz. İyi bir kahvaltı salatası da hazırladığımızda sağlıklı bir sahur sofrası hazırlamış oluruz. Ayrıca ev usulü olmak kaydıyla turşu, kavurma veya sucuk da tüketilebiliriz” diyor.Sahurda karbonhidratlı besinlerden uzak durmamız gerektiğini sözlerine ekleyen Aktaş, şeker tüketiminde dikkat çekiyor.

Dr. Aktaş “Bu ayda karbonhidrat, gluten içeren gıdalar ve şekerden uzak durulmalı. Özellikle diyabet ve romatizmal hastalığı olanlar bu tür ürünleri kesinlikle tüketmemeli.Çorbadan sonra 20 dakika mola fitoterapi Uzmanı Dr. Aktaş, “Orucumuzu bir hurma ya da birkaç tane zeytinle açabiliriz. İlk etapta çorbamızı salatayla birlikte tüketmeliyiz. Bamya, mideyi koruyan bir bitki. İftarda bamya çorbası çok iyi bir alternatif olabilir.Kan şekerinizin aniden yükselmemesi ve kalp, damar problemleri yaşamamak için çorbadan sonra mutlaka 20 dakika ara verip daha sonra diğer yemeklere geçmeliyiz, bu şekilde kan şekeriniz aniden yükselmez. Kalp ve damar problemleri de yaşamazsınız. Sofranızda en az bir tane fermente edilmiş yani mayalanmış gıdanız olmalı.

iStock-626176566

İftarda çorba ve salatadan sonra et ya da sebze yemeği tercih edebilirsiniz. Abartılı iftar sofralarından kaçınmalısınız. Çünkü iftarda ağır yemekler tüketildiğinde kan şekeri dengesizlikleri yaşanır ve bu da ciddi sıkıntılara yol açar”Lavanta ve ıhlamur çayı susuzluğu giderir İftarda orucumuzu açtıktan sonra suya bir anda yüklenmememiz gerektiğinin de altını çizen Aktaş, “Yaz oruçları, susamamıza neden olur, ancak iftardan sahura kadar her yarım saatte bir olmak kaydıyla su içerek dengeyi sağlayabiliriz. Fazla su vücuttan böbrekler aracılığı ile atıldığı için daha çok susamamıza neden olur, bu nedenle bir anda bir sürahi su tüketmek doğru değil.

Lavanta ve ıhlamur çayları susuzluğa iyi gelir, tüketilmesinde fayda vardır” dedi. Ramazan ayında tatlı ihtiyacımızı da hurma ve doğal mevsim meyvelerinden karşılamamız gerektiğini ifade eden Aktaş, “Baklava gibi ağır tatlılardan kaçınmalıyız. Ayrıca ıhlamur ve adaçayı gibi bitkiler, mide ve bağırsakların rahatlamasını sağlayarak hazımsızlığa iyi geleceğinden iftar ve sahurda tüketilebilir.”

1526287059_ramazan_aktuel_bamya