Hayatta Kalma Şansı %20’den Az Olan 415 Gramlık Bebek Karşısına Çıkan Engelleri Birer Birer Böyle Aştı

Hamilelik sadece fiziksel anlamda değil psikolojik anlamda da anne adaylarını etkiliyor.

Ashley Zachmeyer’e polikistik over sendromu teşhisi koyulunca hiçbir zaman anne olamayacağını düşünüp kendini harap etti. Ancak mucizevi şekilde hamile kaldı.

Bu tecrübeyi hayatı boyunca unutamayacaktı.

Kızı Adalee ile olan serüvenini okuyunca gözleriniz dolacak

Bebeğimin hayatta kalma ihtimali çok düşüktü. 411 gram ağırlığında dünyaya geldi. Nasıl hayatta kalacaktı ki? Doktorlar hayatta kalma ihtimalinin olmadığını düşünüyorlardı.

Hamile kaldığımda herkes şok oldu. Bana polikistik over sendromu teşhisi koyulmuştu. Eşimin de sağlık sorunları nedeniyle çocuk sahibi olma şansı çok düşüktü. Hamile olabileceğime ihtimal vermediklerinden sonogramla kist aradılar. Hamilelik testlerim de negatif çıkmıştı. Mucizevi bir şekilde hamile olduğum anlaşıldı.

12. haftada rahmimde kan pıhtısına rastlandı. Gözetim altında tutulmaya başlandım. 18. haftada pıhtının yok olduğu görüldü. Sonografı çeken kişi diğer testlere geçerken endişeliydi. Bir şey söylemedi ama söylemesi de gerekmiyordu. Suratından her şey belliydi. Bebeğimin gelişimi diğer bebeklere oranla 3 hafta gerideydi. Amniyotik sıvı da oldukça azdı. Kadın hastalıkları ve doğum uzmanı, bizi başka bir uzmana yönlendirdi.

Yönlendirdiği uzman bebeğin hayatta kalma şansının %20’den daha az olduğunu söyledi. Genç ve sağlıklı olduğumu ve yeniden deneyebileceğimi söyledi. Çığlık atıp ağlamak istedim. ‘Tanrım bebeğimizi bizden neden alıyorsun?’ diye isyan ettim. Kızgındım. Kızgınlığım zamanla kararlılığa dönüştü. Vazgeçmeyecektim. Bir başka uzman inceledi. Amniyotik sıvı seviyesi 1 cm’den azdı. Bebeğim gelişmiyordu. İkinci uzman düşük yapma şansımın yüksek olduğunu ve birkaç hafta içinde geri gelmemi söyledi. Bebeğin kalbi atıyor mu diye kontrol edecekmiş.

Bu aşamada az kalsın vazgeçiyordum. Ağladım. Çığlık attım. Bir şekilde yeniden umutlandım. Haftalar geçtikçe umutlarım da arttı. İşler kötüye gitse de vazgeçmedim. Tanrı, anne olmayı bana layık görmüştü. Adalee büyümeye başladı. Amniyotik sıvı bir yükseliyor bir alçalıyordu. Haftada üç kez uzman kontrolüne gidiyordum. Bana her şeye hazırlıklı olmamı söyledi. 26. haftada göbek kordonundaki kan akışının sağlıklı olmadığını ve 24 saat içinde bebeğimi düşüreceğimi söyledi.

O an ne oldu bilmiyorum ama birden bana bir güç geldi. Savaşma vaktiydi. Doktor, bebeğimin acı çekmemesi için onu almayı önerdi. Kabul etmedim. Onun için savaşmaya devam edecektim.

Hastaneye kaldırıldım. 72 saat geçti. Ardından bir hafta. Sonra üç hafta… Kalp atışları 50’nin altına düşüyordu. Kaç kez sezaryene hazırladılar. Adalee’nin kalp atışları geri gelince vazgeçtiler. Hastanede dördüncü haftaya yaklaşırken ben de 29 haftalık hamileydim. Adalee 453 grama çıktı. Bizim için büyük bir rakamdı bu. Ertesi gün sonogramda Adalee’nin hareket etmediği anlaşıldı. Amniyotik sıvı da kalmamıştı. Zamanı gelmişti.

22 Haziran 2017’de yani hamileliğimin 29. haftasında kızımı dünyaya getirdim. Doktorlar kilosunu yanlış tahmin etmişler. 453 değil 411 gramdı. Kızımı hayatta tutmak için her şeyi yaptılar.

Onu ilk kez gördüğüm anı hatırlıyorum. Kemikleri ve bağırsakları belli oluyordu. Orada yatan savaşçı minik kızıma inanamıyordum. Teneke kola büyüklüğünde bir bebeğin hayatta olduğuna inanamadım. Diğerleri de inanamadı.

4 günlükken Adalee, Atlanta Çocuk Hastanesi’ne sevkedildi. Hayatımın en korkunç günüydü. Hayatta kalması için uygulanan tekniğe dayanamayınca entübe ettiler. Bebeğimin vücudundaki onca şeyi görünce kahroldum.

Yenidoğan yoğun bakım ünitesinde vakit yavaş geçti. Bebeğim kilo almaya başladı. 453 grama çıktı. 3 hafta sonra ancak kucağımıza alabildik. Dünyanın en güzel duygusuydu. Geçirdiğimiz onca acıya değdi. Beyin kanaması geçirmiş olabileceği ve bağırsaklarında sorun olabileceği üstünde durulsa da neyse ki böyle bir şey çıkmadı. Doktorlar, büyümemesi haricinde hiçbir sorunu olmayan bu kadar küçük bebek görmemişlerdi. Ona süperstar dediler.

Zamanla ideal kilosuna ulaşmaya başladı. Göz açıp kapayıncaya kadar 1 kiloya ulaştı. Doktorlar, ekstübe etmek için en az 1 kilo 360 gram olmasını beklemeleri gerektiğini söylediler. Adalee’nin farklı planları vardı. Giderek büyümeye başladı. 3 aylıkken solunum desteğine de ihtiyacı kalmadı. Kendi başına nefes alıyordu. Makineden solunum desteği alındığından prematürite retinopatisi oluşmuştu. Neyse ki ağır değildi.

Yenidoğan yoğun bakım ünitesinde vakit bu sefer hızla geçmeye başladı. Yeterli kiloya ulaşıp taburcu edilmesini dört gözle bekliyorduk. İlk kez biberondan süt içtiğinde 3 aylıktı. Hemşireler her daim başında bekliyordu. Yaramaz kızımız üstünde ne varsa çıkarıyordu.

Yenidoğan yoğun bakım ünitesindeki 106. günde kızımız taburcu edildi. 1.92 kiloydu. Beslenme tüpüyle eve götürdük. Evdeki üçüncü günümüzde buna da ihtiyaç kalmadı.

Eve getirmemizin üstünden 9 ay geçti. Adalee şimdi 1 yaşında ve 5.44 kilo. Diğerlerine göre küçük ama zamanla aradaki farkı kapatacak. Artık makinelere bağlı değil. Karşısına çıkan bütün engelleri geçmeyi başardı. Doktorlar, gelişmeler karşısında şaşkındılar. Bu mucizenin de ötesiydi. 413 gram dünyaya gelen ve hayatta kalma şansı %20’den az olan kızımız sapasağlam ve ayaktaydı. Başarmıştı. Hayatta kaldı.

Fotoğraflar: Ashley Zachmeyer

İnanılmaz bir serüven. Hem anne hem baba hem de Adalee için zorlu bir süreç olmuş. İyi ki anne iç güdüleriyle hareket edip bebeğini aldırmamış. Şimdi onu kucağında tutuyor. Aileye hayatta sağlık ve mutluluklar diliyoruz.