Peçeli bayan markette para öderken Kasadaki bayan başını kaldırır ve

Peçeli bayan markette para öderken Kasadaki bayan başını kaldırır ve ”Eğer çarşaf giymek ve peçe takmak istiyorsan, ülkene geri dön, orada ne yapmak istiyorsan onu yap”..Peçeli bayan elindeki poşetleri bırakarak yüzündeki örtüyü kaldırır ve…

Fransa’da bir bayanın marketteki yaşadığı

Fransa’da Peçeli bir bayan süper markette alış-verişini bitirdikten sonra ücretini ödemek için sırada bekler…

Birkaç dakika sonra sıranın kendisine gelmesiyle kasiyere doğru ilerler…

Kasadaki bayan tesettürsüz bir müslümandır…

Bu bayan çarşaflı peçeli hanımın eşyalarını birer birer kasadan geçirmeye başlar, bir müddet sonra müşterisine“Bizim bu ülkede birçok problemlerimiz var ve senin peçen de bunlardan biri…Biz gurbetçiler ticaret için buradayız, dinimizi veya tarihimizi göstermek için değil…

Eğer dinini yaşamak, çarsaf giymek ve peçe takmak istiyorsan, ülkene geri dön, orada ne yapmak istiyorsan onu yap…

Peçeli bayan elindeki poşetleri bırakarak yüzündeki örtüyü kaldırdı…Ne olduysa bundan sonra olduKasiyer kadın küçük bir şok yaşadı, çünkü çarşaflı hanım bir araba benzemiyordu sarışın ve mavi gözlüydü ve şunları söyledi:

Ben bir Fransızım, Arap değilim, ve burası benim ülkem ve İSLAM BENİM DİNİM
Siz müslüman doğumlular, dininizi bize sattınız ve biz de onu sizlerden satın aldık .

bu söz üzerine kasiyer neye uğradığını şaşırır! Hiçbirşey demeden peçeli bayan çıkar, kasiyer ise olduğu yerde adeta dona kalır.

Andolsun biz, İsrailoğulları’ndan söz aldık ve onlara peygamberler gönderdik. Fakat ne zaman onlara bir peygamber nefislerinin hoşlanmadığı bir şey getirmişse, bunlardan bir kısmını yalanlamışlar, bir kısmını da öldürmüşlerdir.

İsrailoğulları’ndan küfredenler, Davud ve Meryem’in oğlu İsa diliyle lanetlenmişlerdir. Bu, onların isyan etmeleri ve aşırı gitmeleri yüzündendi.

Ve İsrailoğullarının denizden geçmelerini sağladık? Derken bir kavme vardılar ki, onlar, kendilerine mahsus bir takım putlara tapıyorlardı. Dediler ki; Ey Musa! Onların tanrıları gibi, sen de bize bir tanrı yap! Musa da onlara dedi ki: Siz gerçekten cahillik eden bir kavimsiniz.

Musa’ya da kitap verdik ve beni bırakıp başkasını vekil edinmeyiniz diye onu İsrail oğulları için bir hidayet rehberi kıldık.

Biz İsrailoğulları’na Tevrat’ta şu hükmü verdik: “Muhakkak siz, yeryüzünde iki defa fesat çıkaracaksınız ve muhakkak büyük bir yükselişle yükseleceksiniz.”

Andolsun biz Musa’ya apaçık dokuz mucize verdik. (Ey Peygamber!) İsrailoğullarına sor, Musa kendilerine geldiğinde Firavun ona: “Ey Musa! Ben senin büyülenmiş olduğunu sanıyorum” demişti.

Arkasından İsrailoğullarına şöyle dedik: “Firavun”un sizi çıkarmak istediği arazide siz oturun! Sonra ahiret vaadi (kıyamet) geldiği vakit, hepinizi toplayıp bir araya getireceğiz.”

İşte bunlar, Allah’ın kendilerine nimetler verdiği peygamberlerden, Âdem’in soyundan ve gemide Nuh ile beraber taşıdıklarımızın neslinden, İbrahim ve İsrail’in soyundan, hidayete erdirdiğimiz ve seçtiğimiz kimselerdir. Kendilerine Rahmân (olan Allah)ın âyetleri okunduğu zaman ağlayarak secdeye kapanırlardı.

“O başıma kaktığın nimet de (aslında) İsrail oğullarını kendine köle edinmiş olmandır. ”

Ve onlara İsrail oğullarını mirasçı yaptık.
İsrailoğulları bilginlerinin onu bilmesi, onlar için bir âyet (delil) değil midir?

Allah şöyle diyecektir: “Ey Meryemoğlu İsa! Sana ve annene olan nimetimi hatırla! Hani seni Rûhu’l-Kudüs (Cebrâil) ile desteklemiştim. Beşikteyken ve kemâle ermişken insanlarla konuşuyordun. Sana yazıyı, hikmeti, Tevrat’ı ve İncil’i öğretmiştim. İznimle çamurdan kuş şeklinde bir şey yapmış ve ona üflemiştin, o da iznimle kuş olmuştu. Anadan doğma kör olanı ve alaca hastalığına yakalanmış kimseyi iznimle iyileştirmiştin. Ölüleri iznimle (hayata) çıkarmıştın. İsrailoğulları’na âyetlerle geldiğin ve onlardan inkâr edenlerin: “Bu ancak apaçık bir sihirdir” dedikleri zaman seni, onlardan korumuştum.