Uzmanlar uyardı! Maden suyunu sakın böyle içmeyin!

Uzmanlar uyardı! Maden suyunu sakın böyle içmeyin!

Günde en az iki şişe tüketilen maden suyu vücudun tüm mineral ihtiyacını karşılıyor ve aynı zamanda mide hastalıklarına iyi geliyor, şeker hastalığı ve gutun tedavisinde, böbrekteki taş oluşumunun engellenmesinde de uzmanlarca tavsiye ediliyor.Maden suyu vücuttaki sıvı dengesinin sağlanmasında da önemli rol oynuyor. Doğal maden sularının ihtiva ettiği zengin mineraller, vücudumuzda vitaminlerin fonksiyonlarına yardımcı olur. Muhtevasındaki zengin kalsiyum ve florür gibi mineraller dolayısıyla özellikle çocuklar, bayanlar ve yaşlıların daha fazla doğal maden suyu içmeleri gerekir. Uzmanlara göre, günde en az 2 şişe doğal maden suyu tüketilmesi sağlıklı hayatın temel şartıdır.

Maden Suyu Nasıl İçilmeli? Ancak tüm bu faydaları sağlaması için maden suyunun bardakta değil cam şişesinde tüketilmesi gerekiyor. Vücudunuz gün içinde hareketle ya da çeşitli sebeplerden sıvı ve mineral kaybeder. Kaybettiğiniz bu değerleri günde en az 2 şişe Maden suyu içerek geri kazanmış olursunuz.

Şişesinde tüketilen maden suyu kapağı açıldığında herhangi bir kabarcıklaşma meydana gelmiyor ancak bardağa boşalttığınızda aşırı bir köpürme olup maden suyundaki gazın (Co2) kaçmasına sebep oluyor. Bunun nedeni ise bulaşık makinesinden çıkan bardakların dahi yeterince steril olmaması.

Uzmanlar maden suyunun faydalı olabilmesi için tamamen hijyenik ve gıda standartları doğrultusunda özel üretilen cam şişelerinde tüketilmesi üzerinde önemle duruyorlar. Habertürk’ün haberine göre İşte maden sularının içeriğinde yer alan ve sağlığınıza sağlık katan mineraller:

Magnezyum; Hücre zarı, hücre içi ve hücre çekirdeğindeki birçok biyolojik olaylara etkilidir ve kas ile sinirlerdeki elektrik uyarılarının iletilmesini sağlar. Kalp ve damar hastalıklarına karşı korunmanızı sağlar. Enfarktüs geçiren insanlarda magnezyum düşüklüğü saptanmış. Damar sertliğine yol açan damarlardaki yağ ve kalsiyum birikmesi de genellikle magnezyum eksikliğinden kaynaklanmakta.

Sodyum; Vücut sıvılarında en fazla bulunan elementtir ve sıvı dağılımı ile sıvı dengesinin düzenlenmesini sağlar. Ayrıca asit-baz dengesi ve sinir uyarılarının taşınması da sodyumun en önemli görevlerinden.

Bikarbonat; Mide hastalıklarına iyi gelir, şeker hastalığı ve gutun tedavisinde, böbrekteki taş oluşumunun engellenmesinde tavsiye edilir.

Sülfat; Bağırsakların ve safra kesesinin düzenli çalışmasına yardımcı olur. Hamilelik, beslenmeye özellikle dikkat edilmesi gereken bir dönem. İnsan vücudu bebeği besleyebilmek ve gelişmesini sağlamak için normalden daha fazla gıda, sıvı, mineraller ve vitaminlere ihtiyaç duyar. Bu katkıyı doğal yoldan sağlayabilmek için hamilelikte düzenli olarak maden suyu tüketimi tavsiye edilir. Öte yandan maden suyu, böbrek taşlarının oluşumunu da engeller. Aynı su gibi maden suyu da tüketerek vücudunuzda böbrek taşı oluşumunu engelleyebilirsiniz çünkü böbrek taşının oluşumunun en büyük nedeni yeterli miktarda sıvı tüketilmemesi

Kalsiyum; Vücudumuzda en fazla bulunan element. Kemik yapısının yanı sıra kas kasılmalarının düzenlenmesine, sinir uyarılarının taşınmasına, hücre zarlarında iyon değişimine, hormonların, sindirim enzimlerinin ve nörotransmitterlerin salgılanmasına yardımcı olur. Yaşla ilgili kemik kayıplarını ve kırılmalarını önler. İçerisinde kalori ve kolesterol olmadığı için maden suyu, kalsiyum açısından süte en iyi alternatif olmakta.

Tansiyon hastaları dikkat! Maden suyu yüksek tansiyon riskini artırıyor! Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sıddık Ülgen, maden suyu tüketen yüksek tahsiyon hastalarını uyardı. Prof.Dr. Ülgen, “Yüksek sodyum içeren maden suları yüksek tansiyon riskini artırır. Günlük yeşil çay ya da siyah çay tüketme alışkanlığı olanlarda yüksek tansiyon gelişme riski azdır” dedi. Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Hastanesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sıddık Ülgen, yüksek tansiyon hastaları konusunda uyarılarda bulundu. Günümüzde hızla artan maden suyu tüketimi olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Ülgen, “Ülkemizde satılan maden sularının hepsi aynı yapıda değil. Bazı maden suları yüksek sodyum içeriyor. Bunlar kan basıncını yükseltir. Bu nedenle kullanılmamalıdır. Sodyum içeriği düşük, magnezyum ve kalsiyum içeriği yüksek olanlar kan basıncını yükseltmez hatta düşürebilir. Sodyumu yüksek olmayan (Litrede 200 mg’dan düşük) tüketilebilir. Yüksek tansiyon hastaları kullandığı maden suyu üzerindeki etikete bakmalı. Maden suyu üreten firmalar, şişelerin üzerine yüksek sodyum içeren suların yüksek tansiyona yol açabileceği konusunda uyarıcı yazılarla tüketicinin dikkatinin çekilmesi gerekir” dedi.

Doğal maden suyu özellikle osteoporoz hastalığının önlenmesinde ve tedavisinde önemli rol oynuyor. İşte doğal maden suyunun diğer faydaları: * Sindirim sistemine olumlu etkisi var. * Vücuttaki gereksiz tuzu yok eder. * Selülit oluşmasını engeller. * Normal su vücuttan 6 saatte atılırken doğal maden suyu 2 saatte atılır. * Kalori içermediği için tüm zayıflama programlarının vazgeçilmez bir parçasıdır. * Flüor içerdiği için özellikle çocukların diş çürümelerini engeller. * Hamileler ve emziren anneler için özellikle tavsiye ediliyor.

C vitamini ile sodyum benzoatın bir arada kullanılmasının ölümcül riskleri bulunduğuna dikkati çeken Prof. Dr. Gültekin, şöyle konuştu: “İçeceklerde mikroplar çoğalmasın diye koruyucu maddeler kullanılıyor. Ayrıca konulan bazı maddeler bozulmasın diye de C vitamini ekleniyor.

Bu iki madde, yani C vitamini ve koruyucu olarak kullanılan sodyum benzoat, ikisi bir arada olduğu zaman, eğer bekleme esnasında ısıya veya ışığa maruz kalırsa o zaman C vitamini ile koruyucu olarak kullanılan sodyum benzoat birleşiyor ve insanlar için kesin, yüzde 100 kanserojen olan ‘benzen’ denilen madde oluşuyor. Maalesef çok büyük tehlike var.”

Gültekin, bazı içeceklerde antioksidan olarak C vitamini yerine doğal meyve suyu kullanıldığını, doğal meyve sularında da C vitamini bulunduğunu ve aynı şekilde koruyucu olarak kullanılan sodyum benzoatla birleşip kanserojen benzen maddesine dönüşebildiğine işaret etti. Gültekin, bunlara ilave olarak sodyum benzoatın, DNA’ya da zarar verme potansiyeli bulunan bir katkı maddesi olduğunu söyledi.

– İnsanlar sürekli içtiği içeceklerin içindekiler bölümüne baksın. Benzoik asit veya sodyum benzoat ile C vitamini, diğer ismiyle askorbik asit, ikisinin beraber olduğu ürünleri tercih etmesinler.

Kanserdeki artış gıdalardaki kanserojen maddeler yüzünden: Gıdalarda kullanılan katkı maddelerinin kombinasyonlarının ve saklama koşullarının insanları ciddi şekilde kanser tehlikesine maruz bıraktığına değinen Gültekin, “Bu tüm toplumu ilgilendiren yaygın bir sorun. Kanser vakaları çok artıyor, artık kanserden ölüm sebepleri dünyada ikinci sıradan birinci sıraya yükselmek üzere. Belki kanserin artış sebeplerinden bir tanesi gıdaların içindeki, maruz kaldığımız kanserojen maddeler. Bu açıdan bunu çok önemsiyorum” diye konuştu.